Erenlerden bir zat talebelik zamanlarındaki eğitimlerinden bahsederken, en zorlandığı eğitimin en iyi bildiği konuda cahiller söz söylerken susma eğitimi olduğunu söyler. Kadim medeniyetimiz ilimden bir konu öğrenmeyi altmış yıllık nafile ibadetten üstün saymıştır. Buradaki ilimin kuru bilgi olmadığı nefs terbiyesi ile elde edilen bir derinlik olduğu aşikardır.
İnsanın bildiği konuda kendisini göstermesi, söz söylemesi, itibar görmesi doğaldır. Ancak hakikat bazen farklı olabilir. İlmin bir tesiri olmayacaksa, susmanın söylemekten yeğ olabileceği durumlar vardır. “Söz gümüşse sükût altındır” sözü boşuna söylenmemiştir. Bu hakikati görebilmek ise hikmet ile olur. Hikmet ise Allah’ın her kuluna vermediği bir vasıftır…
Alim olan Allah her şeyi bilendir. Geçmişi, anı ve geleceği şeksiz şüphesiz bilir. Kulunun her fena halini de bilir ancak her zaman tövbe kapısı açıktır. Allah’ı en çok sevindiren, kulunun hatasından, kötülüğünden dönüp iyiliğe yönelmesidir. İnsanları aldatmak kolaydır. Oyun kurmak, gücü ile taraftar bulmak ve algı yaratmak bir süre menfaat elde etmek için geçerli olabilir ancak yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Oyun kuranların en hayırlısı Allah’tır. Kulunun halini bildiği halde son ana kadar açığa vurmayan O’dur…
Bilmek elbette gereklidir ancak yeterli değildir. Bildiğini uygulamak gerekir. Özü ile sözü bir olmak zordur ancak iyi insan olmanın ön şartıdır. Erenler özünün iyiliğini sözünden bile gizlemişlerdir. Nefslerinden geçmiş, benlik kaygısı olmayan insanların kendilerini ispat dertleri de yoktur. Numune insan, erenlerin kılavuzu da “Ben de sizin gibi bir kulum” diyerek ne güzel örnek olmuştur. Bizim gibi faniler için onların hayatları bir kılavuz olmalı, eksikliğimizin idrakinde olmalı değil miyiz?
Bu sorunun cevabının çağımız insanı için asla bir anlamı yoktur. Egonun, kibrin, bencilliğin köpürtüldüğü, alkışlandığı bir iklimde tevazuya yer yoktur. Tevazunun; yerini bilmek olduğunu kabul edersek; aksine kıymetinin çok üstünde görünmek, bilmediği halde bilgiçlik taslamak tercih edilendir, alkışlanandır.
“Ya hayır söyle ya sus” tavsiyesi içinde derin anlamlar da ifade eder. Söyleme şeklinden ve samimiyetinden bağımsız olarak; eğer attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiyorsa susmak daha iyidir. Hakikat er ya da geç zaten ortaya çıkar.
Muhabbetle…