Evrenin eşsiz nizamı insanı hayrete düşürecek boyuttadır. Tüm maddelerin tersine su, katı halini sıvı halinin üzerinde tutuyor. Doğadaki diğer maddelerin aksine su +4 dereceden sonra genleşiyor, hacmi büyüyor ve yoğunluğu azalıyor. Bu özellik; okyanus, nehir ve göllerde suyun tamamen donmasını önleyip, altında hayatın devamına ve hidrolojik çevrimin selametine, kısaca yaşamın sürmesine neden oluyor. “Biz sizi sudan yarattık” diyen kutlu ifade su ile kurulan makro ve mikro alemin dengesine de işaret ediyor…
Doğanın içindeki akış, insan müdahalesi etkisiyle bozuluyor ve çevre sorunları baş gösteriyor. Çağımız iklim değişikliği ile alakalı sorunların temelinde bu akışa müdahale vardır. Çevrecilerin bozulan bu düzeni yeniden tesis etmek için yaptıkları çabalar olumsuz etkilerin zararını azaltmak içindir. Devletlerin tartışmalı tedbirleri veya ilgisiz kalmaları ayrı bir bahistir…
Erenler insan hayatının içinde de bir ahengin olduğunu kabul etmişler. Çoğu zaman zuhurata tabi olmayı tercih etmişlerdir. Bu bir yönüyle kadere rıza ve Yaradan’a teslimiyettir. Ehli, gayet iyi bilir ki bu teslimiyet; çalışmaya engel değil, aksine kulun bir anını gafletle geçirmemesini ve çalışıp etrafına faydalı, hayırlı bir birey olmasını teşvik eder. Evet coğrafya kaderdir ancak, bulunduğu coğrafyadan dünyaya açılmak, “ilim Çin’de bile olsa gidip alın” emri de “Beşikten mezara kadar ilim” tavsiyesi de aynı kadim kültürün düsturlarıdır. Hayatın akışı bize zaman zaman bu fırsatları verir. Cesaret ile rızık çok yakın arkadaştır. Hiçbir risk almadan, konfor alanından çıkmadan, rutinle yetinmek akışa tabi olmak değildir. Akışın her zaman lehimize olması beklenemez zira hayat sınavdır ve insan iddiasından imtihan olur. Sabır ve dua aleyhimize olan akışın sonunun selamete ermesi için iki altın kuraldır...
Bulunduğumuz kulvarda yürürken önümüze açılan kapılar atılım için birer fırsat olduğu gibi bazen de yolumuzdan çeviren çeldiriciler olabilir. Bu noktada elbette istişare edeceğimiz kimseler olmalıdır. Helal haram dairesinde, hayır şer çerçevesinde alınan kararların sonunun hayırlı olması muhtemeldir.
Parlak fikirler, eşsiz fırsatlar, kısa yoldan ilerlemeler, hak edilmeyen imkanlar, layık olunmayan makamlar için; hoplayıp, zıplamak, sınırları zorlamak, nasibi musibete dönüştürebilir. Zuhurata tabi olmak, doğal akışa uymaktır.
Muhabbetle…