Özgüven çoğu zaman yanlış anlaşılır. Yüksek sesle konuşmak, her ortamda iddialı görünmek ya da hiç tereddüt etmemek sanılır. Oysa özgüven; bağıran bir cesaret değil, insanın kendisiyle kurduğu sakin ve tutarlı bir ilişkidir. Kim olduğunu bilmek, neye tahammül edemediğini fark etmek ve “hayır” derken suçluluk duymamaktır.
Danışmanlık odasında sıkça karşılaştığım cümlelerden biri şudur:
“Aslında ben böyle biri değildim ama zamanla kendimi kaybettim.”
İşte özgüven tam da burada yara alır. Çünkü özgüven bir anda kaybolmaz; yavaş yavaş, sessizce aşınır. Küçük suskunluklarla, görmezden gelinen duygularla, başkalarını kırmamak için kendinden vazgeçmelerle…
Aile içinde, evlilikte, hatta ebeveynlikte özgüven en çok sınanır. Kişi bazen “iyi eş”, “fedakâr anne”, “idare eden taraf” olabilmek uğruna kendi ihtiyaçlarını geri plana iter. Başta bu bir tercih gibi görünür; zamanla alışkanlığa, sonra da kimlik kaybına dönüşür. Ve kişi bir gün aynaya baktığında şu soruyla karşılaşır: “Ben ne zaman bu kadar sessizleştim?”
Özgüven eksikliği çoğu zaman çocuklukta atılan temellerle ilişkilidir. Sürekli eleştirilen, duyguları küçümsenen ya da sevilmek için uyum sağlaması beklenen çocuklar, yetişkin olduklarında da onay aramaya devam ederler. Kendi değerlerini başkalarının tepkilerine göre ölçerler. Oysa sağlıklı özgüven, “herkes beni sevsin” beklentisinden değil, “herkes beni anlamak zorunda değil” farkındalığından doğar.
Unutmamak gerekir ki özgüven, kusursuz olmak değildir. Hata yapabilme cesaretidir. Yanıldığında kendini yerden yere vurmak yerine, kendine anlayışla yaklaşabilmektir. Danışanlarıma sıkça şunu söylerim: Özgüven, kendine acımasız davranmamayı öğrenmektir.
Aile ilişkilerinde özgüveni güçlü bireyler, sınır koyarken suçluluk hissetmezler. Sevdiklerine “evet” derken kendilerine “hayır” demek zorunda kalmazlar. Bu da ilişkileri zayıflatmaz; aksine daha gerçek ve daha dengeli hâle getirir.
Belki bu hafta kendimize şu soruyu sormak iyi bir başlangıç olur:
“Başkaları beni kaybetmesin diye, ben kendimden neler veriyorum?”
Çünkü özgüven, kendini kaybetmeden sevebilmektir.
Ve insan en çok, kendine geç kaldığında yorulur.
Kısacası bugün kendine biraz daha nazik davranmak, özgüveni yeniden hatırlamak için yeterlidir.