Sağlıklı beslenme konusundaki tartışmaların ve güncel haberlerin büyük kısmını nelerin yenilip, nelerin yenilmemesi gerektiği oluşturuyor. Oysa doğal ve sağlıklı gıdaların tüketilmesi önemli olduğu kadar ne sıklıkta ve ne kadar yenilmesi gerektiği de önemlidir. Ne kadar yenilmesi gerektiğini kalori kısıtlamasını anlattığım yazıda sizlere özetlemiştim. Bu yazıda da ne sıklıkta yani günde kaç öğün yemenin daha sağlıklı olacağını sizlere özetleyeceğim.

Aynı miktar yemeği tek seferde veya birkaç parçaya bölerek farklı zamanlarda yemenin metabolik açıdan farklı sonuçları olmaktadır. Dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden Lancet’te 1964 yılında yayınlanan; ‘Öğün Sıklığı; Aşırı Kilo, Hiperkolesterolemi ve Azalmış Glukoz Toleransı ile İlişkisi’ başlıklı önemli bir makalede; günde kaç öğün yenildiğinin obezite, diyabet ve kolesterol yüksekliği ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Daha sonra yapılan çok sayıda bilimsel araştırma bu gerçeği doğrulamıştır. Çok sayıda saygın araştırmacının katkılarıyla yaptığımız ve önemli bilimsel dergilerde yayınlanan 2017 ve 2018 tarihli araştırmalarımızda; fazla öğün sıklığının dokuların yapısını bozduğunu, insülin direncini tetiklediğini ve kilo alımına yol açtığını gösterdik. Bütün bunların sebebi insülinin sık uyarılması sonucunda normal olmayan biçimde salınımı ve zamanla insülin direnci oluşumu ile açıklanabilir. Ayrıca dokularda artmış zararlı bileşiklerin de fazla öğün sıklığı ile ilişikli olduğunu gösterdik. Bu durumda daha fazla öğün sıklığı birçok kronik ve ciddi hastalığın oluşumu ile ilişkili olarak bulunmuştur.

Bugüne kadar tekrarlanan; ‘az ama sık beslenerek metabolizmayı aktif tutmak’ ezberi bahsettiğimiz bilimsel araştırmaların ışığında temelinden sarsılmaktadır. İnsanın metabolizması açlık ve tokluk döngüsü üzerine kuruludur. Bu döngü bozulur ve gerçek açlık oluşmasına izin verilmeyecek kadar sık beslenilirse enzim ve hormonların dengesi de bozulur. Böylelikle hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Yaptığımız araştırmalar göstermektedir ki açlıkta kullanılması gereken enzimler uzun süre kullanılmazsa aktiviteleri düşmektedir ve bu enzimler ihtiyaç olması durumunda bile yeterli etki gösterememektedir. Bu sebeple yağ dokusu ve gıda depoları yeterli olmasına rağmen, sık beslenen insanlar gerçek bir açlık durumu ile karşı karşıya kaldıklarında depodaki gıdaları kullanamamakta ve yeniden yeme ihtiyacı duymaktadırlar. Böylelikle giderek artan miktarda fazla kilo ve hastalıklar kaçınılmaz olmaktadır. Intermittent fasting, aralıklı oruç ve benzeri beslenme trendleri de dikkate alındığında daha az öğün daha sağlıklı olarak bulunmaktadır. Yeterli açlık-tokluk döngüsü için sabah geç kahvaltı ve akşam erken yemek olmak üzere günlük iki öğün yeterli görünmektedir. Bütün bunlar; ‘tam acıkmadan yememek ve tam doymadan sofradan kalkmak’ şeklinde özetlenebilir.