Alanya’da kamusal sağlık hizmetlerinin sürdürülemez noktaya geldiğini “Alanya'da yatak, Gazipaşa'da sistem eksik” başlıklı yazımda anlatmıştım.
Dün yayınlanan bu yazıdan sonra çoğunluğu sağlık sektörü çalışanı olmak üzere okuyucularımızdan gelen mesajlarda da konunun önemi vurgulandı. Tespit ve önerilerden derlediğim bir kaç not eşliğinde konuyu tekrar yazmaya karar verdim.
İlk yazımda mevcut Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin evveliyatına gitmemiştim. Bir okurumuz şöyle diyor: “Aslında mevcut hastane, Alanya Devlet Hastanesi yeni binası olarak tasarlanmıştı. Yani ikinci basamak bir hastane olarak projelendirilmişti. Daha sonra tıp fakültesi kurulumu söz konusu olunca o günün şartlarında hızlı biçimde eğitime başlamak için yeni yapılan bu hastane; eğitim ve araştırma hastanesine dönüştürüldü. Fakat bu dönüşüm bina projesinde, alt yapısında vs. değil sadece kağıt üzerinde oldu. Bu sebeple karar geçici bir çözüm olmalıydı ve kalıcı bir eğitim ve araştırma hastanesi veya tıp fakültesi hastanesi yapılmalıydı.”
Çok doğru.
Mevcut bina devlet hastanesi olarak planlanıp üniversite hastanesine dönüştü. O an için çözüm olsa bile ilerisi için kriz yarattı. Sonuçta uzman doktorun yapacağı işi profesörden bekleyen hastalar bir yana, pratisyen bakıyor diye şikayet edenden, “Hasta çok, yeterince ilgilenemiyoruz” diyen doktora kadar herkes mutsuz.
Peki çözüm nedir?
Yazmıştım ama okuyucu önerisi ile bir kez daha aktarayım. “Alanya'nın sürekli artan nüfusu ve sağlık turizmi potansiyeli sebebiyle yirmi yıl önceki bir projenin bugünün hele de yarının ihtiyaçlarına cevap vermesi mümkün değildir. Uzun süreli bir projeksiyonla yeni bir üçüncü basamak hastane projelendirilip acilen ihale edilmeli.”
Üçüncü basamak bir hastane yapılmasının ALKÜ Tıp Fakültesi’ne sağlayacağı çözüm ise daha sağlıklı olur. Bunu yine bir okur görüşü ile anlatayım: “ALKÜ Tıp için birden fazla hastane ile birlikte kullanım protokolü yapabilir. Gazipaşa ile de yeni protokol yapılabilir. Böylelikle hoca ve asistanların bir kısmı orada da çalışabilir. Hastane güçlenebilir.”
Bugüne kadar yönetenlerin daha çok hissettiği bir başka sorun ise birlikte kullanım, yani afiliasyonun yarattığı çift başlı fiili durum. Hastanenin sahibi ve yönetim yetkilisi Sağlık Bakanlığı’nda. Üniversite ise izin verilen ölçüde eğitim, araştırma ve hizmet sunumunda hastaneyi kullanabiliyor. Elbette bakanlık ve üniversite yönetimlerinin öncelikleri farklı olabiliyor. Bu durum kalite ve verimi düşürür. Öyleyse herşeyden önce üçüncü basamak devlet hastanesi ve en kısa zamanda tıp fakültesi hastanesinin kurulması gerekiyor.
Aksi halde delik büyümeye, kişi ve kurumlar yıpranmaya devam edecek.