Tadı ve lezzeti ile tüketicisini memnun etti mi bilmem ama üreticisinin karnını doyurmadı.
Tezgahta 150-200 lira etiketi ile gördüğünüz kirazın tarladan 10 liraya alındığını söylesem inanır mısınız?
Haklısınız, inanmak zor. Ama anlatan gerçek bir kiraz üreticisi, emekçi bir tarla sahibi olursa inanmamak olmaz.
Alanya’da herkesin yakından tanıdığı Mali Müşavir Mevlüt Güven Gündoğmuş’ta kiraz yetiştiriyor. “Gelecek yıl Gündoğmuş’daki tüm tarlaların kirazını ben alacağım” diye söze başladı.
“Kooperatif mi kuracaksınız?” diye sordum.
“Yok, köye ihracatçıların adamı, baş aracı ya da aracıları aldırmayacağım. Onlara 1 kilo kiraz sattırmayacağım. Kredi çekip köylünün tonlarca kirazını alacağım ve çaya dökeceğim” dedi.
Sitem dolu cümleler aynen böyle geldi.
Neden? dedim. Anlattı.
“Yıllardır üretiyorum, ilk kez bu yıl maliyetinin altında sattım kirazı. İlk kez kiraz bahçemden alacaklıyım” dedi.
Kirazın kilo başına maliyeti 80-90 liraymış.
Kiraz toplayan işçilerin günlük yövmiyesi 2 bin lira. Üç öğün yemek ve ulaşım buna dahil değil.
Kirazın ambalajı (içine konduğu küçük sandıklar) 30 lira. Ambalaj gideri üreticiye ait, kilogramdan düşüyor.
Bu maliyet hesabı ile yıl boyu en kaliteli ürünü almak için çalışan tarla sahipleri Nisan ayı gelip, ağaç çiçeklenince meyveyi yetiştirmek için ürünün gözünün içine bakmaya başlıyor. Haziran ortasında kirazı toplamak için kollar sıvanıyor.
Buraya kadar üretim sürecini özetledim. Ancak üretmek kadar önemli, pazarlama ve satış.
Kiraz ihracatçıları Nisan ayında baş aracılar ile anlaşır, en iyi tarladan, en güzel ürünü bulup getirsin diye satın alacağı kirazın parasını peşin peşin verirmiş.
Nisan ayında peşin alınan parayı bankada faize koyan baş aracı Haziran ayına kadar yüksek faizle parayı çalıştırır, kiraz tarlasına göndereceği başka bir aracıyı, yani işi havale edeceği kişiyi ayarlarmış. Bu silsile içinde tarlaya gelip üretici ile el sıkışan tali aracılar kirazı alır ve gidermiş.
Buraya kadar hiç bir iş yapmadan para kazanan aracılara karşın sürecin mağduru üretici.
Son olarak Gündoğmuş’tan ürün almaya gelen tali aracı tarladaki kiraza 10 lira bedel biçmiş.
Yanlış duymadınız 80-90 liraya üretilen, toplama parasını bile çıkartamayan tarladaki kirazı almak için 10 lira teklif edilmiş.
Kimi sinirden “dalında kalsın” demiş, vermemiş ürünü. Kimi ise dağa taşa dökmüş, “Kimseye yar olmasın” diye.
Mağdur üretici, kazanan arac ve bu sistem elmada, kayısıda da aynı şekilde işliyor.
Aracıların ortadan kaldırıldığı, direkt ihracatçı ile satıcının buluştuğu bir sisteme ihtiyaç var diye düşünerek “Kooperatif ya da birlik kurulsa” dedim.
Ona da üretici mesafeli, çünkü güven kalmamış.
Tarım Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’na çağrımız olsun.
Kiraz üreticisi denetim ve pazarlama desteği istiyor. Rusya’ya 30 dolara (1500 liradan) satılabilen kirazın üreticiye kazandırmaması akıl alır gibi değil. Oysa üreticinin isteği tarlasından kirazı sadece 3 euroya satabilmek...
Yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere, çiftçiler maalesef ürününün satış fiyatını kendisi belirleyemeyen tek üretici grubu. Çaresi basit aslında. Gelişmiş tarım ülkelerini örnek alarak üreticileri zorunlu olarak kooperatifleştirmek; böylece küçük üreticiyi aracılar karşısında güçlü hale getirmek gerekir. Büyükşehirlerde her mahalleye en az 1 tane sabit kapalı pazar yeri kurarak bu pazar yerlerinin en az yarısını o mahallede yaşayan insanlardan oluşan tüketim kooperatiflerine tahsis etmek üretimi destekler. Üretim ve tüketim kooperatifleri arasındaki doğrudan ticareti vergiden muaf hale getirmek de çözüm olacaktır...
Uzun lafın kısası her işte olduğu gibi burada da emek vermeden yemek yiyen, büyük şehirlerde adı çantacı, köye gidince adı aracı olan bu kişiler ve sisteme karşı mücadele gerekiyor...