Eskiden Alanya’da bir haber verileceğinde Kuyularönü’nden “Tellal” çıkarılırmış.
Şimdilerde bu tellallığın mekanı sosyal medya.
Aç videonu, ver mesajını, yolla gitsin.
Eskinin günümüzden farkı “Canı sıkılan” değil, gerçek bir mesajı olan salarmış tellalı. Aklı selim, ciddi, gerekli ve önemli bir konu olursa duyurmak için yapılırmış bu iş.
Günümüze dönersek, dedim ya, aklına esen tellal artık.
Kimi kendisinin tellalı, kimi başkasının...
Adına özgürlük dedikleri bu sınırsız tellallık uğruna başkalarını rahatça karalayabiliyor insanlar.
Sormadan, soruşturmadan. Nedir? Ne değildir? demeden. Öyle duydum, böyle dediler. Kim, Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Neden? sorularına hiç bir cevap vermeyen, bilgi yoksunu bu tellalıktan bir tık ilerisi ise fenomenlik çabası.
Güncel tellallığın son örneği İskele Caddesi’nde yaşanmış.
Bir esnaf eline almış mikrofonu turizmin vefatını ilan etmiş. Hatta cenaze namazı için saat ve yer bildirmiş. Felaket tellallığında zirve yapmış.
Turizm sektörü pamuk ipliğine bağlıdır. “Hassasiyet ister, özen ister, emek ister” diyenler, bir yerlerde sektörü kurtarmaya çabalarken, bir esnafın ekmek yediği sektör için cenaze namazı kılması abesle iştigal bence..
Cenaze anonsu yapacak kadar “yaratıcılık” arayışındaki esnafın bu potansiyelini daha akıllıca kullanmasını beklerdim.
Turizm, kentimizin temel geçim kaynağı. Döviz girdisi ile ülkemizin ana ekonomilerinden biri.
Sektör yıllardır bir çok kriz yaşadı, atlattı. Zor zamanlardan geçmek için yöntemler aramak mı? hatalardan ders çıkarmak mı? Önermesi olmayan enerji bozucu tuhaf hareketler mi?
Turizmi bu kadar hafife almak, sokak ortasında anons geçen bir tellala kalmamalı.
Unutmamalı, bu gemide hepimiz varız.