Sevgili okurlar, yeni bir haftadan hepinize merhabalar.
Bu hafta az çok herkesin evinin kalbine, çok özel bir yere gideceğiz.
Bir evin gerçek kimliği, bazen salonun şık perdesinde ya da vitrinindeki porselen takımda değil… Sessizce mutfakta duran buzdolabının kapağında saklıdır. O beyaz ya da metal yüzey, zamanla birer birer iliştirilen kâğıtlarla, fotoğraflarla, magnetlerle dolarken… Farkında olmadan bir ailenin hikâyesini yazmaya başlar.
En tepeye iliştirilmiş bir düğün davetiyesi vardır mesela…Belki üzerinden yıllar geçmiş, o düğüne hangi kıyafetle gittiğimizi bile hatırlamıyoruzdur. Ama o kart oradadır. Çünkü orada bir dostluğun izi vardır, bir “iyi dilek” saklıdır. Ve biraz da “ayıp olmasın” duygusuyla kalır yerinde. Kimi zaman da bir hatırlatmadır: “Bak, ne çok düğün gördü bu buzdolabı... Biz de oradaydık.” Yanına bir doğum günü davetiyesi iliştirilmiştir. Üzerinde minik bir çocuğun gülen yüzü, “Ege 1 yaşında!” yazar belki. O çocuk şimdi ortaokula gidiyordur ama kart hâlâ yerindedir. Çünkü biz, birinin hayatındaki o küçük ama özel günün şahidiyizdir.
Alt köşeye doğru bir okuldan gelen “gelişim karnesi” iliştirilmiş olabilir,Yanında bir "çilekli süt almayı unutma!!!" notu…(Sütü unutursanız o gün çocuğun bakışları, vicdanınızdan hiç düşmeyebilir...) Buzdolabı, sadece yiyecekleri değil, hayatın küçük gündemlerini de saklar.
Ve elbette magnetler… Marketlerin promosyonları, bir elektrikçi numarası ile birlikte olmazsa olmazımız olan tatilden alınmış turistik magnetler... Çoğu zaman işlevsizleşmiştir ama anısı kalır. “Hatırlıyor musun, şu magneti Kapadokya’dan almıştık? Hava ne kadar soğuktu ama kahkahamız hiç eksik olmamıştı…” Tüm bu kalabalık, aslında bir dağınıklık değildir. Aksine, bir bütünlüğün, bir hayatın, bir evin zaman içindeki yolculuğunun belgesidir. Ve buzdolabı kapağı, farkında olmadan bir bellek görevini üstlenir. Kimi zaman anımsatır, kimi zaman duygulandırır, kimi zaman da sadece bir tebessüm bırakır. Çünkü buzdolabının kapağında sadece nesneler değil; Gülümsemeler, dualar, temenniler, geçmiş ve biraz da özlem asılıdır...
Kısacası;
Hayat bazen büyük anlarda değil, küçük ayrıntılarda gizlidir. Ve o ayrıntılar, çoğu zaman bir buzdolabının kapağında sessizce bekler. Eski eşyaları atmak kolaydır, ama bir magneti çöpe atarken yaşanan tereddüt… Aslında ne kadar çok bağ kurduğumuzu hatırlatır. Evler değişir, insanlar büyür, takvim yaprakları uçup gider… Ama buzdolabı kapağındaki o sessiz kalabalık hep yerini korur. Çünkü orası evin kalbidir, geçmişin aynasıdır.
Buzdolabınızın kapağında biriken her küçük ayrıntının, yüzünüzde hep güzel bir tebessüm bırakması dileğiyle…

Haftaya görüşmek üzere...