Alanya… Deniziyle, kumu ve güneşiyle, doğanın sunduğu eşsiz güzellikleriyle hem turizmin, hem tarımın kalbinin attığı güzel bir şehir. Ancak bu güzelliklerin ortasında yaşanan her olumsuzlukta gözler dönüp dolaşıp belediyeye çevriliyor. Sanki bütün sorunların tek çözüm mercii belediyeymiş gibi…
Geçtiğimiz günlerde yaşanan afet ve yoğun yağışların ardından derelerden taşan çer çöp denize aktı. Denizin kendisine ait olmayan bu çöpleri kıyıya bırakmasıyla manzara gözümüze sokuldu.
Elbette bu alanların acilen temizlenmesi gerekiyor. Fakat işin özünde mesele sadece belediyenin görevi değil. Dereleri düzenli temizlemeyen DSİ, ormanlardan erozyonla suya kapılan odun ve ağaçların sorumluluğunu taşıyan Orman İşleri de bu tablonun bir parçası.
Aynı şekilde sahildeki büfelerin önünde biriken çöplerin temizlenmesini sadece belediyeden beklemek ne kadar doğru? İşletme insiyatif almayıp kendi alanının temizliğini üstlenmek yerine sorumluluğu başkasına bırakıyor.
Kaldırımda biriken çöpler için de aynı durum geçerli. Çöpü oraya belediye mi attı? Hayır. Ama temizlemesi yine belediyeden bekleniyor.
Alanya’nın güzelliklerini korumak için tek bir kurumun üzerine yüklenmek çözüm değil. Belediyenin görevi elbette temizlik ve düzeni sağlayıp her yönüyle organize etmek; fakat vatandaşın da kendi avlusunu temizlemekten, işletmenin kendi önünü süpürmekten sorumluluğu var. DSİ dereleri, Orman İşleri ormanları, işletmeler kendi çevresini, vatandaş ise kendi yaşam alanını sahiplenmeli.
Alanya’nın çevresi, doğası ve tarihi bize büyük bir miras sunuyor. Bu mirası korumak için “Her iş belediyenin işi” anlayışından vazgeçip, sorumluluğu paylaşmayı öğrenmeliyiz. Çünkü temiz bir çevre ve doğa, sadece belediyenin değil; hepimizin ortak görevidir…
Bu haftalıkta yazımıza ‘’Temiz bir çevre ve doğa, sadece belediyenin değil; hepimizin ortak görevi.’’ Diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla