Taraf olmak, insanın düşünsel ve vicdani bir tercihi olarak son derece doğaldır.
Her birey bir siyasi görüşe, bir inanca ya da bir topluluğa gönül ve destek verebilir. Ancak bu gönüllülük ve taraftarlık, etik sınırların dışına taşarak medya gücünü kullanmak suretiyle rakip gördüğü kişi ya da grupları karalamaya, iftira atmaya ve kamuoyunu yanıltmaya dönüşüyorsa artık mesele taraf olmaktan çıkmış, ahlaki bir çöküşe dönüşmüştür. Bu noktada yalnızca mesleki sorumluluk değil, insanlık onuru da zedelenmiş olur.
Alanya gibi hem yerli hem yabancı nüfusun iç içe yaşadığı, turizmle beslenen bir şehirde medya yalnızca haber taşıyan bir araç değil; aynı zamanda toplumsal vicdanın sesi, kamu denetiminin gözü ve yerel kalkınmanın destekçisidir.
Bu nedenle medya mensuplarının tarafsızlık ilkesine sadık kalması, yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda Alanya’nın geleceğine duyulan saygının da göstergesidir. Medya, başlıca görevi olan gözetim ve denetimi layıkıyla yerine getirdiğinde, toplumun haber alma özgürlüğünü korur, halkı bilgilendirir, gerektiğinde eğitir ve hatta eğlendirir. Bu görev, şehrin demokratik yapısını ve sosyal huzurunu korumak açısından hayati öneme sahiptir.
Alanya’da taraf olan, yandaş diye nitelendirdiğimiz; troller, kalemşor ve bazı medyanın en çok olumsuz eleştiri ve karalama bombardımana tuttuğu kurumların başında ise Alanya belediyesi yer almaktadır.
Alanya Belediyesi’nin hizmetleri, şehirdeki yaşam kalitesini doğrudan etkileyen başlıca unsurlardır. Altyapıdan çevre düzenlemelerine, sosyal hayattan yaşam kalitesine, kültürel etkinliklerden turizm planlamasına kadar geniş bir yelpazede yürütülen iyi veya kötü, yararlı yada faydasız bu hizmetlerin kamu yararına olup olmadığını denetlemekse medyanın asli görevidir.
Ancak bu denetim ve gözetim, objektiflikten sapıp siyasi çıkarların aracı haline geldiğinde, medya asli görevi olan kamu hizmetinden uzaklaşır; halkın değil, belirli grupların sesi olur. Bu durum, yalnızca bireyleri değil, Alanya’nın marka değerini bölgesel, ulusal ve uluslararası alanda körelttiği gibi turizmdeki güvenilirliğini de zedeler.
Her alanda olduğu gibi Alanya ekonomisinin atar damarı olan Turizmde başarı, yalnızca doğal güzelliklerle değil, şehirdeki güven ortamıyla mümkündür. Yerel ve ulusal düzeyde medyanın, belediye hizmetlerini ve siyasi gelişmeleri dürüstçe aktarması, hem yerli halkın, hem de yatırımcıların ve turistlerin güvenini pekiştirir. Aksi halde, medya aracılığıyla yapılan karalama kampanyaları, rakip siyasi gruplara yönelik iftiralar ve manipülatif haberler, Alanya’nın uluslararası imajına da zarar verir. Bu zarar, kısa vadede siyasi kazanç gibi görünse de uzun vadede şehrin ekonomik ve sosyal yapısını olumsuz etkiler. Bu zararın telafisi de uzun yıllar sürebilir.
Medya, gözetim ve denetim görevini tarafsızlıkla, ahlakla ve halkın yararını gözeterek vicdanen rahat olarak yaptığı zaman her şey daha güzel olacaktır.
Alanya’nın çevresel, bölgesel, ulusal ve uluslararası değerlerini korumak, her alanda sürdürülebilirliği sağlamak ve toplumsal huzuru devam ettirmek için her türlü medyanın görevlerini layıkıyla etik değerlere dikkat ederek yerine getirmesi şarttır.
Yazımıza "Ahlak, bitmez tükenmez bir erdemdir. Bu erdemi hiçe sayarak şerefini çıkar uğruna satanlara değil; halkın vicdanı olmayı seçenlere selam olsun" diyerek son noktayı koyalım.
Kalın sağlıcakla…!