Leptin hormonu 1994 yılında Uzakdoğulu bilim insanı Zhang tarafından keşfedilmiştir. Bu keşif metabolizma, sağlıklı yaşam, kilo verme ve hastalıklardan korunma için bir dönüm noktasıdır. Leptin metabolizmanın yönetiminde adeta bir orkestra şefidir. Leptinin kelime anlamı; ‘ince, zayıf’ demektir. Çünkü yeterli miktarda leptin hormonu varlığında iştah ve gıda alımı düzenlenir. Fazla kilo alımı engellenir. Leptin hormonunu salgılayan organ yağ dokusudur. Vücudunuzda ne kadar çok yağ dokusu varsa leptin hormonunun salınımı da o düzeyde artar. Leptin yağ dokudan salındığı keşfedilen ilk hormondur. Leptinin peşinden yağ dokudan salınan yirmiden fazla hormon ve benzeri yapı tanımlanmıştır. Böylelikle insan sağlığı ve metabolizması ile ilgili bütün kurallar değişmiştir. Şeker, tansiyon, kalp-damar ve kanser benzeri birçok hastalığın altında yatan temel sebep insülin direnci olarak bilinmekteydi. Güncel gelişmeler ve keşifler; insülin direncinden daha önce leptin direncinin hastalıklara yol açan ilk mekanizma olabileceğini göstermektedir. Bugün sizlere hem leptin direncini hem de leptin direncinin önlenmesinde orucun yerini anlatacağım.
Leptinin temel görevi tokluk hissi oluşturmak ve daha fazla gıda alınımını durdurmaktır. Fazla kilo alımını ve obeziteyi önleyici etki yapmaktadır. Leptin, ayrıca kan, kemik, damar ve benzeri yeni dokuların yapımını ve sağlamlığını sağlar. Kan şekeri, bağışıklık ve benzeri birçok dengenin korunmasını yönetir. Kilo alımı ile vücuttaki yağ miktarı artıkça kanda leptin değerleri sürekli yükselir. Kandaki seviyesi yükselen leptinin etkileri bozulmaya başlar. Leptin görevini yapamaz. Leptin direnci oluşur. Tokluk hissi oluşmaz ve gıda alımı devam eder. Bu mekanizma obezitenin temelini oluşturan temel yolaklardan birisidir. Kilolu insanların çok miktarda enerji deposu olmasına rağmen çok kısa sürede acıkmalarının ve sürekli olarak yeme ihtiyacı duymalarının temel sebeplerinden birisi budur. Leptin direnci enerji kullanımını da azaltır. Bu sebeplerle leptin direnci; kilo artışına, obeziteye, kısırlığa, kardiyovasküler hastalıklara ve diğer ölümcül metabolik bozukluklara neden olmaktadır. Leptin direnci ayrıca karaciğer yağlanması, insülin direnci, davranışsal bozukluklar, depresyon, beyinde hücresel hasarlar ve gıda bağımlılığı gibi önemli hastalıklara yol açmaktadır.
Leptin direncinin erken tanımlanabilmesi ve tedavi edilmesi sayesinde insülin direnci başta olmak üzere birçok hastalığın önlenmesi mümkün olabilecektir. Bütün bu klinik önemine karşılık leptin direncinin pratik bir formülle hastane şartlarında ölçümü mümkün değildir. Değerli öğrencim Özlem hanımla yaptığımız araştırmalar sonucunda, leptin direncinin ölçümüne dair ilk pratik önerileri, 2024 yılında yeni yayınladığımız Deneysel Beslenme Bilimi kitabında yazdık. Bütün bu gelişmeler leptin direncinin tanınmasını ve tedavisini daha önemli hale getirmektedir. Leptin direncinin önlenmesinde metabolizmanın aktifliğinin korunması, sağlıklı bir beslenme içeriği, doğru bir beslenme tarzı ve bütün bunlar sayesinde kilo alımının durdurulması faydalıdır. Oruç ile sağlanan iki öğün beslenme ve aralıklı açlık gibi uygulamalara yenilen miktarın sınırlandırılması, doğal ve dengeli beslenme gibi makul yaklaşımlarda eşlik ederse, orucun leptin direncini önlemesi mümkündür. Bu sayede karaciğer, kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organlar korunur. Bağışıklık güçlenir. Kan yapımı artar. Kemikler sağlamlaşır. Kısırlık, şeker, tansiyon ve damar tıkanıklığı gibi birçok önemli hastalıktan korunmak mümkün olur. Oruç ile leptin direncinden korunmak ve sağlıklı kalmak mümkün olabilir.