Maalesef ülkemiz son günlerde gıda zehirlenmesi şüphesiyle toplu halde hastaneye kaldırılan veya hayatını kaybedenlerin haberleriyle gündemde. Arka arkaya gelen haberler bu haberlerin yabancı basında da yer almasını ve sosyal medyada geniş kitlelerin bu konuyu gündeme getirmesine sebep oldu.
Özellikle yaz döneminde kıyı bölgelerinde yaşananlar ve arkasından ülkenin farklı bölgelerinden bu haberlerin gelmesi hem ülkemiz vatandaşının sağlığı açısından hem de seyahat hareketlerine etkisi açısından önemle üstünde çalışılması gereken bir konu.
Geldiğimiz nokta itibarı itibarı ile insanların dışarıda yemek yemesi toplumsal bir ihtiyaç halini almışken ülkemize seyahat edenlerin sayısı on milyonları bulmuşken yerel ve kamunun gerekli ve caydırıcı sert önlemleri almasını gerektiriyor.
En basitinden sorgulanması gereken gerekli kurallara uymayan ve mühürlenen bir işletmenin çalışmaya devam etmesi, ruhsatsız yiyecek işletmelerin faaliyette bulunmasının nasıl olduğunun araştırılması.
Bölgeye gelen misafirin otel dışında yemek yemesi ile ilgili yaşayacağı tereddüt aslında bu hizmeti veren tüm işletmeleri yakından ilgilendirmektedir.
Burada toplumsal bir tepkiye de ihtiyacımız var. Özellikle konu ile ilgili şikayet mekanizmasının daha verimli çalışması “arkadaş, meslektaş kayırmacılığı” veya “vurdumduymazlık” tan uzak konulara yaklaşılması “yerel ve kamunun denetimine” yardımcı olunması daha büyük sorunlar yaşanmasının önüne geçecektir.
Toplumsal farkındalığın arttırılmasının, yerel ve kamu yönetimlerinin caydırıcılığının arttırılması ile işletmelere sorumluluklarının sık sık hatırlatılması gerekmektedir.
Belki de Alanya’da bulunan tüm yeme-içme tesislerinin mutfak ve depo kısımları sıkı bir denetimden geçirilmelidir.
Tüm konaklama işletmeleri özellikle her şey dahil hizmet verenler misafirden gelen her şikayeti ciddiyetle ele almalıdır.
Buz makinelerinin, kullanılan sebillerin ve hatta kahve makinelerinin bakımlarındaki aksamının bile gıda zehirlenmesine yol açabileceği unutulmamalıdır.
Her türlü krize karşı dayanıklı hale getirdiğimiz Turizm sektörü yeme-içme konusunda yaşayacağı böyle bir krizi kaldıramaz.
Herkesin üstüne düşeni yapacağı ve ülkemizin bu tip olaylarla anılmayacağı bir 2026 görmek dileğiyle.