Aslında otofaji kavramı 50 yıldan uzun süredir biliniyordu ancak otofajinin tıptaki temel önemi Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi'nin 1990'larda otofaji mekanizmasını çözen araştırmasından sonra fark edildi. Yoshinori Ohsumi otofaji konusundaki keşifleri nedeniyle 1996 yılında tıp alanında Nobel Ödülü'ne layık görüldü. Dünyanın en saygın tıp dergilerinden Nature’da; otofaji şöyle anlatılır. Otofaji canlılarda hücrelerin hücre içi dengeyi korumak için bozuk proteinleri ve hücre kısımlarını parçalayıp geri dönüştürdüğü süreçtir. Sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesi için yeterli otofaji aktivitesi gerekmektedir. Bu yazıda sizlere otofajiyi koruyup geliştirme yollarını ve bu sayede hastalıklardan korunmayı anlatacağım.
Karolinska Enstitüsü'ndeki 1996 Nobel Toplantısı Bildirgesi ise otofaji kelimesini şöyle açıklamıştır: Otofaji; Yunanca "kendi" anlamına gelen auto- ve "yemek" anlamına gelen phagein kelimelerinden türemiştir. Bu nedenle, otofaji "kendi kendini yeme" anlamına gelir. İnsan bedeni bozulan kısımlarını hastalık oluşturacak boyuta gelmeden önce otofaji ile temizlemektedir. Yoshinori Ohsumi'nin 1990'ların başlarında yaptığı bir dizi parlak deney otofajinin nasıl işlediğini çözdü.
Ohsumi'nin keşifleri, otofajinin belirli bir uzamış açlık periyoduna yanıt olarak aktifleştiğini gösterdi. Otofajinin bozulması veya yetersiz olması kanser ve tedavisi çok zor olan nörolojik hastalık dahil olmak üzere çeşitli durumlara yol açmaktadır. Bu sebeple yetersiz otofaji ölümcül olarak kabul edilebilir.
Otofaji, stres durumlarında sağlığın korunması için ihtiyaç duyulan enerji için yakıt ve hücrelerin yenilenmesi için yapı taşları sağlayabilir ve bu nedenle uzamış açlık durumunda otofaji aktifleşir. Yeterli otofaji varlığı hastalık oluşturucu bakteri ve virüsleri ortadan kaldırabilir. Otofaji yavru gelişimine ve hücre farklılaşmasına katkıda bulunur. Hücreler yaşlanmanın olumsuz sonuçlarını geciktirmek amacıyla, hasarlı proteinleri ve organelleri ortadan kaldırmak için otofajiyi kullanır. Otofaji yaşlanmanın etkilerini geciktirir. Bozulmuş otofaji; kanser, Parkinson hastalığı, tip 2 diyabet ve yaşlanmaya bağlı diğer bozukluklarla ilişkilendirilmiştir.
Çeşitli hastalıklarda otofajiyi arttırarak tedavi amaçlayan ilaçlar geliştirmek için yoğun araştırmalar devam etmektedir. Fakat bizler biyokimya bilgilerimizle biliyoruz ki intermitent fasting olarak bilinen aralıklı açlık benzeri bir döngü sayesinde otofajiyi aktifleyerek sağlığı korumak mümkündür. Intermittent fasting; günü ikiye bölen, 16 saat aç kalıp kalan 8 saatte yemek yenilmesini içeren, 2 öğünden oluşan beslenme şeklidir. Aynı zamanda aralıklı açlık beslenmesi uzamış açlık kavramını da karşılamaktadır. Bu şekilde bakıldığında sağlıklı bir beslenme ile desteklenen doğru bir oruç uygulaması aynı zamanda otofajiyi aktifleştirerek bizi kanser, şeker hastalığı, Parkinson, Alzheimer, yaşlanma ve benzeri birçok kritik hastalığa karşı koruyabilmektedir. Otofajiyi geliştirmek ve sağlığımızı korumak için ilaçlardan önce metabolizmamızın içinde yer alan iyileştirici açlık-tokluk döngüsü mekanizmasını kullanmalıyız. Oruç iyileştirir. Sağlıkla kalınız.