Bazı insanlar gerçekten de pislikten haz alıyor olabilir mi?
İnsanın yaşadığı ortamı vahşi bir çöp depolama alanına çevirme hali başka nasıl açıklanabilir? Üzülerek söylüyorum ki bu manzara sadece bir şehirle sınırlı değil; Türkiye’nin dört bir yanında benzer tablolarla karşılaşıyoruz. O yüzden “bireysel duyarsızlık” değil, “toplumsal zaaf” demekte hiç beis yok.
Bu konuda fark yaratma çabasında olan örnekler yok değil elbet. Bolu Belediyesi, özellikle Başkan Tanju Özcan döneminde bu konuda cezai yaptırımlarla ciddi bir farkındalık oluşturdu. Hakkını teslim edelim: Bolu, diğer birçok kente göre bu konuda birkaç adım önde.
Geçtiğimiz hafta sonu ailece Manavgat’taydık. Çocukluk dönemimizin aile doktoru olan büyük halamız Dr. Alime Başar’ın kıymetli torunu Ege için hem halamıza hem de CHP Manavgat İlçe Başkanı olan oğlu Oykun Başar’a en kalbi duygularla taziyemizde bulunduk, sohbet ettik daha sonra vedalaştık.
O sırada oğluma “Titreyen Gölü” görmek isteyip istemediğini sordum. İsmini (Titreyen) duyunca ilgisini çekti ve daha çok merak etti. Ama ne yazık ki gördüğümüz manzara karşısında içim sızladı. Göl çevresi bakımlıydı, güzelce düzenlenmişti ama gölün içi adeta çöplük! Ördekler, sazlıklar ve gölün doğal güzelliği arasında pet şişeler, bira kutuları, poşetler ve sigara ambalajları, olmaması gereken ne ararsan var…
Bu nasıl bir zihniyettir? İnsan evinde de mi böyle davranır? Bu doğaya, bu ülkeye, bu topluma yapılacak şey mi? Halbuki biraz özen, biraz sorumlulukla o alan hem temiz kalabilir hem de cazibesi artırılabilir. Ama yok… İçip içip gölü çöp konteyneri, vahşi çöp depolama alanı zanneden zihniyet, maalesef sadece Manavgat’ta değil.
Alanya’da da durum farklı değil. Evet, geçen seneye kıyasla konteyner dışına evsel atık bırakanların sayısı azalmış gibi görünüyor. Ancak bu yeterli değil. Toplum hala ciddi bir eğitim ve bilinçlenme ihtiyacı içinde. Refüjler, parklar, sahiller yürüyüş yolları, bazıları için adeta evlerinin salonu gibi. Sanırım evinde de yere atıyor ki, kamusal alanı da aynı hoyratlıkla kullanmaktan çekinmiyor bu vahşiler. Oysa herkes kendi çöpünü doğru şekilde atsa, temizlik işçisinin yarısı başka alanlara kaydırılabilir. Şehir daha temiz, daha yaşanabilir hale gelebilir.

Alanya’da bu konuda çaba gösteren duyarlı insanlar da var. Onlardan biri Veysel Öztürk.
Her hafta çektiği videolarla çevre kirliliği başta olmak üzere hem güldürüp hem düşündürerek dikkat çekiyor. Sürekli gittiği piknik alanından belediyenin 45 torba çöp topladığını aktardı. Aynı yere iki gün arayla geldiğinde ise sanki hiç çöp toplanmamış gibi manzarayı görünce isyan etti. Üstelik alanda bulunan “narkotik” suç kalıntıları da işin vahametini bir kat daha artırdı. Veysel Öztürk, “Gençler, gidişatınız hiç iyi değil” diyerek durumu özetlediği sırada insanlıktan nasiplenmemişleri yakalasa Alanya ve kendisi ile özdeşleşen ‘Gara Jawa’ motorunun arkasına bindirip ‘kırbaçla bacanak’ diyecek kadar kızgındı.
