Son yüzyılda ortaya çıkan ve kullanımı giderek artan plastik ürünler sağlık için çok büyük bir tehlike haline gelmektedir. Plastik, çoğunluğu petrolden üretilen sentetik, ucuz, pratik ama sağlık için riskli bir malzemedir. Bu plastiklerin bir kısmı tekstil ve kozmetik sektörü için küçük boyutlarda üretilmektedir. Diğerleri ise büyük boyutlu üretilmesine rağmen doğada aşınarak ve parçalanarak küçük parçacıklara dönüşmektedir. İlk defa 2004 yılında Prof. Thompson tarafından tanımlanan mikroplastik kavramı; 5 mm ile 1 nm arasındaki küçük plastik parçacıkları ifade etmektedir. Günümüzde giderek daha fazla mikroplastiklere maruz kalmaktayız. Bunun sonucunda ise mikroplastikler birçok hastalığın görünmeyen sebepleri haline gelmiş durumdadır. Bu küçük plastik parçaları adeta modern çağın mikroplarına dönüşmüştür. Bu hafta içinde İstanbul’da toplanan uluslararası bilimsel bir sağlık kongresinde, dünyanın farklı bölgelerinden katılan bilim insanlarına plastiklerin insan sağlığına zararlarını anlattım. Sizler için de konuyu sadeleştirip özetleyeceğim.
Yeryüzünde plastik kullanımı giderek artmaktadır. 1950’lerde yıllık 1,7 milyon ton olan plastik tüketimi günümüzde yıllık 400 milyon tonu bulmuştur. Sadece okyanuslara yıllık 8 milyon ton civarında plastik karışmaktadır. Okyanuslarda trilyonlarca mikroplastik varlığı tahmin edilmektedir. Pamuklu bir kumaş doğada bir iki ay içerisinde toprağa karışıp çözünürken, plastik bir ambalaj malzemesinin doğada çözünmesi asırları hatta belki 1000 yılı bulabilmektedir. İnsan nüfusunun sürekli arttığı, plastik benzeri doğal olmayan malzemelerin giderek daha çok kullanıldığı düşünüldüğünde yakın gelecekte çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakacağımız büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Son yıllarda yapılan güncel araştırmalarda; kutuplardaki taze karlarda, okyanuslarda, su kaynaklarında, gıdalarda ve nihayet insan kanında, anne sütünde ve akciğerinde mikroplastik varlığı gösterilmiştir.
Birçok gıda ürünü mikroplastik bulaşından etkilenmektedir. Deniz mahsulleri başta olmak üzere, su kaynakları, içme suları ve tahıllarda mikroplastik varlığı tespit edilmiştir. Gıdalarda mikroplastik varlığına sebep olarak; sulama ile hava yoluyla nakliye sırasında ve ambalajlarla bulaş söz konusu olabilir. Örneğin; 100 gram pirinçte 3,7 mg mikroplastik varlığı tanımlanmış ve bu pirinç yıkanınca mikroplastik miktarı 2,8 mg’a inmiştir. Paketli hazır konserve pirinçte 13,3 mg’a varan mikroplastik varlığı gösterilmiştir. Gıdaları en doğal haliyle almalı ve temiz bir su ile iyice yıkamadan yememeliyiz. Gıda ambalajı olarak plastik malzemeleri tercih etmemeliyiz. Yiyip içtiğimiz birçok gıdaya mikroplastiklerin karışma riski bulunmaktadır.
Daha önce ’70 Adımda Sağlıklı Beslenme’ kitabımda bu konudaki bilimsel araştırmalarda yer alan endişeleri özetledim. Çok kısaca, mikroplastik maruziyetinin doza bağımlı olarak; ‘inflamasyon, nörodejenerasyon, bağışıklık bozukluğu, kısırlık ve kansere’ yol açabileceği endişeleri ifade ediliyor. Mikroplastiklerin; özellikle beyin ve sinir hücreleri üzerine muhtemel olumsuz etkilerin kalıcı olması, gelişim dönemindeyse bireyi ömür boyu etkilemesi oldukça büyük bir riski göstermektedir. Bu küçük plastik parçacıklarının zararlı etkilerinden korunmak mümkündür. Önümüzdeki yazıda mikroplastiklerden korunmak için yapılması gerekenleri konuşmak ümidiyle plastiklerden uzak, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir bayram dilerim.