2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharının yarattığı karmaşanın üstünden yıllar geçti. Turizm sektörü açısından Mısır, Fas ve Tunus tekrar potansiyel rakiplerimiz olmaya başladı. Akdeniz çanağında olağan rakiplerimiz ile rekabetimiz devam ediyor. Sonraki on yıllarda Arap yarımadasından yeni rakiplerin pazara girmesi muhtemel.
Her ne kadar pahalı bir ülke imajı son iki senedir üstümüze yapışsa da turizm hareketlerinin önemli duraklarından biri olmaya devam ediyoruz.
Dünyada seyahat edenlerin sayısı artarak devam ediyor. Bu artış yeni rakiplerin pazara girmesi ve ülkemizde yaşanan sorunların sektöre olumsuz etkisi ile bize beklediğimiz ölçüde yansımıyor. Her ne kadar açıklanan resmi rakamlar farklı bir resim ortaya koysa da sokaktaki gerçeklik farklı.
Orta ve alt gelir gruplarının tercihi olmaya devam ediyoruz. Gelenlerin harcama miktarları ve kalış süreleri azalıyor.
Ana turizm kaynağımız olan Deniz-Kum-Güneş üçlemesinde sıkıntılar var. Denizlerimiz ve plajlarımız özlediğimiz ve gelen misafirin arzu ettiği şekilde temiz tutulamıyor. Kısa zamanda hızlı ve etkili önlemler alınmazsa elimizde ana ürün olarak Güneşimizin kalma tehlikesi var.
Ona da zarar verme şansımız yok belki olsa ne olur büyük bir soru işareti?
Unutmayalım gelen misafirin yüzde 90’ı tatil amaçlı ülkemizi tercih ediyor!
Bölgenin ve ülkenin sosyal ve ekonomik yaşamına olan etkilerini sürekli tekrarladığımız Turizmin ayakta kalması önemli.
Orta ve uzun vadede yapılması gerekenler sık sık dile getiriliyor.
Ancak kısa vadede bugünden yarına hemen yapılması gerekenler var.
Temiz bir deniz
Temiz bir sahil
Temiz sokaklar
Temiz işletmeler
Temiz ulaşım
Turizmim matematiği basit aslında. Temiz ve düzenli bir şehir.
Gerisi ayrıntı…