Sporcular genellikle protein ağırlıklı, karbonhidrat ve yağ kısıtlı bir diyetle beslenmeyi tercih ediyorlar. Bu beslenmeye ilave olarak çok sayıda gıda takviyesini düzenli olarak almayı tercih ediyorlar. Bu beslenme biçimi doğru mudur? Sağlık açısından sürdürülebilir bir beslenme midir?

2025 yılında yayınlanan güncel bilimsel araştırmaların analizine göre; sporcular genellikle yeterli proteini alıyor fakat karbonhidrat alımları çoğunlukla yetersiz düzeyde kalıyor. Karbonhidrat alımı sporcular için önerilerin altındaydı, ancak protein alımı yeterli olmaya devam ediyor. En basit karbonhidrat yapı olan glikoz şekerli, unlu ve benzeri besinlerle aldığımız önemli bir gıdadır. Vücudumuzda glikoza bağımlı olan ve yetersiz glikoz bulunması durumunda kalıcı etkilenebilecek organlar vardır. Bu organların başında da beyin gelmektedir. Ayrıca sporcu için enerji ihtiyacı çok yüksektir. Enerjinin birinci kaynağı ise yine glikozdur. Karbonhidratlı diyetlerin sporcu performansı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu 2025 yılında yukarıda sözünü ettiğimiz araştırmada gösterilmiştir. Doğru olan diyette karbonhidratı tamamen kesmek ve sadece proteinle beslenmek değil kaliteli ve doğal karbonhidratları diğer gıdalarla birlikte yeterli ve dengeli biçimde almaktır. Yetersiz karbonhidrat alımı depresyon ve benzeri psikiyatrik bozukluklara da yol açabilmektedir. İşlenmemiş, lifli tahıl, bakliyat, sebze ve meyvelerle karbonhidrat alımı ihmal edilmemelidir.

Yüksek miktarda protein tüketimine dayalı ketojenik diyetler bir sağlık profesyoneli tarafından uygulanmadığında kısa vadede bazı faydalar sağlıyor gibi görünse de uzun vadede dehidratasyona, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmalara yol açabilir. Tek besin ögesinin yoğunlukta tüketildiği hiçbir diyet türü sağlıklı ve sürdürülebilir değildir. Sağlıklı beslenmede amaç dengeyi ve çeşitliliği sağlamaktır. Ketojenik diyetin ortaya çıkış amacı da kilo vermek değil, ağır epilepsi hastası olan çocuklarda tedaviye destek olmaktır. Temel besin ögelerini kötü ve yasaklı göstermek yerine, doğal ve sağlıklı kaynaklardan yeterli miktarlarda alımını teşvik etmek daha doğru olacaktır. Örneğin, yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren aşırı işlenmiş bir besinden karbonhidrat alımı yerine, doğal, lifli ve kompleks yapılı bir tahıl, bakliyat, sebze veya meyveden yeterli miktarda karbonhidrat alımı önerilmelidir. Bu sayede kan şekeri hızlıca yükselmez. Glikoz toleransı bozulmaz. Hastalıklara giden süreçler tetiklenmez. Hücrelerin, dokuların, organların ve sistemlerin yapısı korunur. Sürdürülebilir diyet modeli olarak taze meyve, sebze ve tam tahıllardan zengin, sağlıklı yağ kaynağı olarak zeytinyağının önerildiği Akdeniz diyeti hastalıklardan korunmada oldukça önemlidir. Bu konuya diğer besinlerle ve takviyelerle devam edelim.