Kadim medeniyetimizde kader inancı; hayır ve şerrin ancak Allah’tan olduğuna inanmayı öğütler. Hayrın ve şerrin tercihi elimizde olsa da hakikatte; iyilik de kötülük de nasip işidir. Sınav ise kalp safiyetine, samimiyete bağlıdır. Hidayet şüphesiz Allah’tandır. Lakin layık olmak için kula düşen iyilik yoludur. Doğruluk insanı iyiliğe, iyilikte selamete götürür. Evvela doğruluk sözde ve fiilde olmalıdır. Sözüne güvenilen, emanete ihanet etmeyen bir dürüstlük hakikat yolcularının menzilidir.
Düşüncelerimiz sözümüzü, sözümüz amelimizi, amelimiz kaderimizi belirler. Kader külli ve cüzi olmak üzere ikiye ayrılır. Elimizde olan cüzi kaderimiz, ilahi nizam içerisinde elimizde olmayan külli kaderimizdir.
Uğraşıp, didinip, çabalayıp elden geleni sonuna kadar yaptıktan sonra olan kaderdir. Karşılaşılan bir zorlukla teslimiyet kader değildir, tevekkül hiç değildir. Bu tür inanışa sahip olanlara Hz. Ömer “hazır yiyiciler” demiştir. Toplumda hâkim kanaatin bu yönde olması bizi aldatmamalıdır. Erenler asla vazgeçmemeyi, çalışıp gayret etmeyi, hayata topluma fayda üretmeyi tavsiye der. Karşılaşılan zorlukların, engellerin daha büyük sıçramaya sebep olduğunu bilirler. Azim ve sebat yanında sabır ve dua kaderi değiştirir. Sabır; yan gelip yatmak değil direnmektir, çalışmaktır. Dua ise medeniyetimizin anahtarıdır. Açamayacağı kapı yoktur, ehline malumdur.
Takdir her zaman yapılanın karşılığı değil, hak edilen değil, kaderdir. Tedbir takdiri önlemez diyenlerin hakka ermiş büyükler olduğu unutulmamalıdır. Bize düşen tedbire sarılmaktır.
Kadere rıza gösteren kederden emin olur. Buradaki rıza elden geleni hatta bazı alimlere göre elden gelmeyeni de yaptıktan sonra olan kaderdir. Bu bilinç hem kişinin hem de toplumun gelişmesi ilerlemesi için yeter de artar. Ancak motivasyon; sağlam bir itikat olmayınca, cehalet hem bireyi hem de toplumu geri bırakır.
Fıtrat, bir inanışı gerektirir. İnsan fıtratına uygun inanca erişemeyince, boşluk batıl inançlar ile dolar ve en küçük bir zorlukta sarsılır. İsyan eder, psikolojisi bozulur. Psikolojisi bozuk bireyler, toplumda negatif duyguyu yayarlar, şükürsüz, sabırsız fertler cinnet halinde kalabalıkları oluşturur. Çare İslam’dır. Hakiki İslam inancı topluma barış, huzur ve selamet getirir. Hayatın faniliğini çözmüş, huzura ermiş hak aşıklarının dünya menfaati kaygısı yoktur, gayeleri halka hizmettir, Hak rızasıdır.
Muhabbetle…