Aslında yıllardır aynı şeyleri yazıyoruz, aynı şeyleri konuşuyoruz. Belli bir kalitenin üstüne çıkamayan turizm bölgeleri özellikle seyahat hareketlerinin dalgalanma yaşadığı dönemlerde zor günler geçiriyor.
Belki de bunun ana sebeplerinden biri odak noktamızın gelen kişi sayısı olması.
Genellikle tartışmaların konaklama hizmetlerinden başladığını görüyoruz. Aslında misafirin uçağının indiği andan tekrar geri gidişine kadar aldığı tüm hizmetler bu tartışmanın ana aktörleridir.
Bütün bu hizmetlerin toplam kalitesi sürdürülebilir turizmin ana belirleyicisidir. Aksayan bölümlerin zararını tüm sektör hisseder. Bu nedenle verilen hizmetlerin ortalama kalitesinin kabul edilebilir olması gerekir.
Yapılan günlük turlar, transfer hizmetleri ve misafire bölgede sunulan ve misafirin direk temas ettiği tüm hizmetlerin kaliteleri o bölgenin misafir profilini belirler.
Özellikle Pandemi sonrası değişen misafir beklentileri ve gelişen seyahat hareketleri, rekabetin artması bunu zorunlu kılar. Misafir beklentisini iyi analiz eden ve bu beklentinin üzerine çıkmayı başaran ülke ve bölgeler sürdürülebilir bir başarıyı yakalamaktadır. Ancak ülkemizde ortalama kalış sürelerinin azalması bir şeylerin yanlış gittiğinin en önemli göstergesidir.
Bu beklentinin ve değişimin farkında olan sektör paydaşlarından kendi tesislerini sürekli yenileyerek misafire, verdikleri bedelin bir kısmının kendilerine döndüğünü hissettirenlerin bu dönemde dahi işlerinde ciddi sapma yaşanmamaktadır.
Bunu şehirde yapmalıdır. Sokakları ile , kaldırımları ile, cazibe merkezleri ile, dükkanları ile, plajları ile..
Ana ürünleri değişmese ve piyasada ciddi bir rekabetle karşılaşmayan küresel markalar bile yenilenme çalışmalarını sürekli güncellemekte ve tüketici karşısına çıktıkları yüzlerini sürekli değiştirmekte ve bunun için ciddi masraflar yapmaktadır.
Aslında zamanın ruhu bize bir şey dayatıyor.
Değişen ve gelişen beklentilere göre tekrar sil baştan olmasa da yeni bir şeyler söylemek gerekiyor.
Söylemin ötesinde vakit kaybetmeden uygulamaya geçmemiz gerekiyor.
Enerjimizi, tecrübelerimizi ve olanaklarımızı bir an önce devreye sokmamız bundan sonraki yıllar için katma değeri yüksek bir dönem yaşamamızı getirecektir.
Sektörün tüm paydaşlarının bu tip dalgalanmalara karşı direncinin artmasına bu çalışmalar katkı sunacaktır.
Bugün yaşadığımız ana sorun misafir gözünde uygun fiyatlı ülke imajını kaybeden ülkemizin diğer kriterlerdeki sıkıntılarından dolayı yaşadığı dalgalanmalardır. Oysa misafire “evet fiyatlar arttı ancak şu şu sebeplerden dolayı yinede gideceğim” diyebilmesi için sebepler yaratmamız gerekmektedir.
Her şeyin bir standardı olmalı…
Toplu taşıma araçlarının, taksilerin, tabelaların, alışveriş dükkanlarının, fiyatların, sokakların, diye liste uzayıp gider..
Her şeyi “serbest piyasa” ana başlığının altında başı boş bırakmamak gerekir
Bunların iyileştirilmesi aslında yaşam kalitesinin yükselmesini sağlar
Bu sadece bölgeye gelen misafir için değil bölgede yaşayanlar içinde gereklidir…