Modern çağın en dikkat çekici özelliği, zamanın su gibi aktığı gerçeğidir. Zaman insanoğlu için hazinedir. Kıymetini bilenlere ne mutlu. İş işten geçmeden elimizde olan nimetlerin kıymetini bilmek, önümüzdeki fırsatları değerlendirmek konusunda çok pişmanlıklarımız olmuştur.

“İş işten geçti” ifadesi, hayatın en amansız ve geri dönüşü olmayan gerçeklerinden birini yüzümüze çarpar: Bu söz, sadece kaçırılan bir fırsatı değil; telafisi mümkün olmayan kayıpları, geç kalınmış pişmanlıkları ve artık hiçbir çabanın durumu değiştiremeyeceği o çaresiz kırılma noktasını ifade eder.

Hayat, sürekli akıp giden ve adımlarımızı titizlikle seçmemizi bekleyen bir nehir gibidir. Çoğu zaman "nasıl olsa vaktim var" diyerek ertelediğimiz kararlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ya da basite aldığımız küçük hatalar, bir çığ gibi büyüyerek önümüze dikilir. O kritik eşik aşılana kadar her şey kontrolümüz altındaymış gibi yanılsamalara kapılırız. Ancak zaman, kendi hükmünü icra edip de fırsat pencerelerini kapattığında, elimizde kalan tek şey derin bir iç çekiş olur. Bir kalbi kırdıktan uzun yıllar sonra gelen özür, tren çoktan perondan ayrıldıktan sonra alınan bilet ya da sağlığı kaybettikten sonra başlanan diyet... Hepsi aynı kapıya çıkar: Geç gelen farkındalık, yok hükmündedir.

Bu sözün bize fısıldadığı en büyük ders, eylemlerimizin bir son kullanma tarihi olduğudur. Doğru zamanda atılmayan adımlar, sonradan ne kadar büyük bir gayretle atılırsa atılsın, beyhude bir çabadan öteye geçemez. Hayatın ritmini kaçıranlar, ne yazık ki sessiz bir kabullenişle o acı gerçeği yaşamak zorunda kalırlar.

Sonuç olarak, "iş işten geçti" dememek için hayatı ertelemeden, sevgiyi esirgemeden ve sorumluluklarımızı zamanında kuşanarak yaşamalıyız. Çünkü dünün keşkeleriyle yarının belirsizlikleri arasında sıkışıp kaldığımız o an geldiğinde, zamanı geri saracak hiçbir güç bulunmuyor…

Dijital çağın geç pişmanlık ile ilgili izahı çok acımasız olsa da kadim medeniyetimiz farkındalığın son nefese kadar kapısını açık tutmuştur. İnsan hatadan ari değildir ve tövbe kapısı açıktır. Yeter ki kul samimiyetle Allah’a yönelsin, otoriteden, güçten, maldan, mülkten, kuldan değil kâinatın sahibinden medet umsun…

…
Ölümden sonra insan;
“Rabbim! Beni dünyaya geri gönder; belki de boşa geçirdiğim dünyada iyi amel işlerim” der.

Muhabbetle…