Onurlu insanlar, topluluk ve devletler için asalet, adalet, itibar kıymetli kavramlardır. Günümüzde de kıymetli gibi görünse de içinin bir hayli boşaltıldığını görmekteyiz. Bu süreçten en çok etkilenenler de biz gazeteciler oldu.
Gazetecilik mesleği; çeşitli etkenlerle gün geçtikçe itibar kaybetmekte. Troller başta olmak üzere, meslek onuruna yakışmayanların şahsi çıkarları uğruna yaptığı hatalar mesleğimizde öyle yaralar açtı ki, tuttuğumuz yer elde kalıyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen mesleğimizin alnı ak, başı dik anılması için çaba gösterenler de yok değil. Alanya Gazeteciler Cemiyeti olarak düzenlediğimiz muhteşem ödül gecesini onurlandıran meslektaşlarımız ve emeği ile ödül alan arkadaşlarımız halk nazarında bu itibarları ile anılmakta.
Türk televizyonculuğunda ekranın sempatik ve güvenilir isimlerinde Ahmed Arpat’ın “Haber peşinde koşmak, doğru düzgün yayıncılık bunlar gazeteciliğin mutlak şartlarından biri ama herhalde bu dönemde bu çizgiyi bozmamak da önemli bir meziyet” sözü.
Gazetecilerin ön planda olduğu gecede mağdurların Ferit Abisi Ferit Demir’in “Ülkemizde gazeteciliğin can çekiştiği bir dönemi yaşıyoruz. Maalesef kalemini satan gazeteciler bir yanda giderek çoğalırken, diğer tarafta da kalemine sahip çıkan, kalemini kırmayan gazeteciler var. İşte biz kalemini kırmayan, kalemini satmayan gazetecilerin yanında olmak için çaba sarf ediyoruz” sözleri yerelden ulusala hepimizin mücadele ettiği soruna işaret etmesi açısından çok kıymetliydi.
Gecenin bir diğer konuşmacısı Alanya’nın Şehri Emini Osman Tarık Özçelik’in sözleri de bir hayli dikkat çekiciydi. Özçelik, “Gazeteci; doğruluğu, tarafsızlığı ve kamu yararını rehber edinmeli, her bilginin ardında bir insan olduğunu unutmadan hassas davranmalıdır. Unutulmamalıdır ki, her gazeteci kaleminin ucunda sadece bir haber değil, bir toplumun vicdanını taşır.”
Bunlar beyhude edilmiş laflar değildir. Kalemini kiralamayan, satmayanlara selam olsun. İngiliz sterlinine pazarlık yapanda, Maalesef diyorum çünkü şehrimizde bunlar bir hayli çoğaldılar. Burada en önemli görev okuyucuya, dürüst siyasetçi ve iş insanları ile bürokratlara düşüyor. Korkuya boyun eğmezlerse, ışıltılı söz, yapmacık gülüşlerle arka plan çalışanlara geçit vermez, yapay zeka mahsullerine mesafe koymayı başarırlarsa bir yerden düzelmede başlar. Aksi halde herkes yol verdiği kadar temiz kalır.