Hayata tutunabilmek, sürdürülebilir yaşam için tabiatın kendini muhafaza etmeye devam etmesi şart. Fakat insanoğlunun sermaye düşkünü ve rant müptelaları buna mani olmaktan vazgeçmiyor.
Günümüzde, çevre sorunları giderek artan bir öneme sahip bir yandan ormanların yok edilmesi, diğer yandan halkın rızası alınmadan açılan maden sahaları. Dünyanın gelişmiş devletlerinin vazgeçtiği ‘iklim kanuna’ bizim hükümetin balıklama atlaması. Tüm bunlar bugünden ziyade yarınlarımız için büyük sorun adeta çevresel etki bakımında büyük patlama/bing bang etkisine neden olacak sorunlar.
Küresel ısınma, hava ve su kirliliği, ormanların tahribi gibi sorunlar, dünya üzerindeki yaşamı etkileyen ciddi tehditler arasında yer alıyor. Bu nedenle, çevre hassasiyetinin önemi her gün daha da büyüyor. Bu sadece başka kentlerin ülkelerin sorunu ya da yaşadığı hadiseler değil. Alanyamızda bundan ziyadesi ile etkileniyor ama kimin umurunda derseniz maalesef bir avuç insan belki yarınlar için kaygıyı dile getirebiliyor. Yaşam alanlarına, yaylalara, köylere, sahillere göz diken sermaye grupları ile mücadele etmek başarılı olmak için kolektif davranış önemli. Kim nasıl katkı verebilirse. Yıllardır Aytemiz Dolum Tesislerine karşı mücadele ediliyor. Bu sene birde D-400 üzerinde açılan çakıl ocağı peydahladı. Siyasetçilerde kahır ekseriyet sessiz kaldığı bu durumda halka destek sesi olmak için CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya destek verdi. Gündoğmuş Serinyaka’da ki taş ocağına tepki eyleminde de sadece CHP’li milletvekilleri vardı. Olaya siyasal değil çevresel bakan AK Partili Gündoğmuş Belediye Başkanı Ali Gülen’de halkın yanında yer aldı.
Gelelim asıl meseleye bugün (26 Nisan 2024 Cumartesi) saat 15:00’da ‘Aytemiz Dolum Tesislerine Hayır’ demek için çevre hassasiyeti olan vatandaşlar tepkisini ortaya koyacak.
Petrol dolum tesisleri, çevreye önemli bir zarar verme potansiyeline sahiptir. Bu tesislerden kaynaklanan kirlilik, özellikle su ve hava kirliliği şeklinde ortaya çıkıp, petrol sızıntıları ve atmosfere yayılan emisyonlar, ekosistemleri bozarak doğal dengeyi etkilemekte. Çevreyi kirletme riski bir yandan diğer taraftan deniz canlıları başta olmak üzere ekosisteme geri dönüşü olmayan hasar verebilir. Tüm bunlar ortadayken dünyada yaşanan büyük kazalarda milyonlarca ton akaryakıt denize karıştı. Tankerler patladı platformlarda kazalar oldu ama ders çıkarmaya gelince ‘biz tedbirimizi aldık’ deniyor. Akdeniz’de bu kazalara uzak değil. Örneğin MT Heaven petrol sızıntısı İran kargo gemisi platformda yakıt aktarırken patlama oldu ve 170 milyon litre ham petrol 1991’de İtalya’nın Cenova kentinden Akdeniz’e dökülmüştü.
Yarın bizde Yeşilöz’de de benzer bir felaket yaşanmayacağının garantisini bu tesise müsaade edenler verebilecek mi?