İnsanlar önce kendisine, sonra çevresine, işine, ülkesine hatta dünyaya değer katmak, faydalı işler yapmakla mükelleftir. Bulundukları yaşam alanına değer katamayan insanlar, değer katanları, etik ilkelere riayet edenleri maalesef öcü bir görmekte. Her meslek gurubu için, hatta işsiz ya da çalışmayı bırakanlar açısında da bu durum geçerli.
Mecelle'nin yazarı Ahmet Cevdet Paşa’nın 'Usul, esasa mukaddemdir' yani söyleyeceğin şeyi, söyleme şeklin, söylediğin şeyden önce gelir. Eğer söyleme şeklin hatalıysa, davanda yerden göğe kadar haklı olsan da bir anlam ifade etmez. O sebeple bir işi yaparken, fayda-zarar ilkesine de bakmak lazım. Mesela bir hastanın omuriliğine giren kurşun varsa, çıkarılması halinde felç riski yüksekse, hekim ameliyattan vazgeçer ya da tehir eder. Çünkü önemli olan kurşun çıkarmak değil, hastayı yaşama döndürmektir.
Yaptığımız her işte bir cerrah titizliğinde, özeninde davranabilmeyi başarmak öncelikli olmalı.
Tarımsal üretimden, inşaata, çöp toplayıcıdan, bilimsel üretim yapana, fırıncıdan, kabzımala, habercilikten okuyuculuğa…
Alanya’ya değer katan isimler yok değil, üstelik çok. Bunlardan biri de şehrin ‘yeşil elması’ olan avokadoyu yedi düvele tanıtıp ihraç eden Hilmi Sevilgen. Ancak Alanya-Gazipaşa’dan ürün gönderdiği Türkiye’nin en büyük zincir marketinden birisinin Alanya’daki şubesinde marketin kendi ithal ettiği ürüne çalışanı tarafından sehven ithalatçı olarak ‘Hilmi Sevilgen’ yazılıyor. Diğer şubelerde bir hatada yok bildiğim kadar. Şubeye özelde ithalata olmayacağına göre bu işte bir çapanoğlu olduğu aşikar.
Gerek telefon ile gerekse haldeki işyerine ulaşımın oldukça kolay olmasına, şehirde yaptığı işinde etkisi ile tanınırlığı oldukça yüksek olan Sevilgen’e konunun aslını sormaya tenezzül etmeden sosyal medyanda veryansın etmek, konuyu ‘mal bulmuş Mağribi gibi’ haberleştirmek meslek etiğini yok etmeye çalışıldığının apaçık göstergesi. Bir telefon kadar yakın insanların görüşüne başvurmak gerekiyor. Tıklanma kaygısı bazen imaj zedelenmesine de sebep oluyor. Kurumsallığa zeval getirenler ödül değil cezaya müstahaktır.
Olmayan işlerden dolayı insanların ticari itibarına zarar verenler ne topluma, ne yaşadığımız şehre ne de okuyucuya değer katmaz. Tayfa delikleri kapayacağına pupadan su almasına neden oluyor da kaptan köşkünde dümen kimde ondan emin değilim.