Planlamanın temeli gelecekteki olaylar ve trendleri tahmin etmeyi ve bunlarla nasıl başa çıkacağını belirlemeyi içerir.
Yani bilimsel öngörü.
Şehirler buna göre planlanır. Ortalama nüfus artışı ve göçün etkisi şehir planlamasının masa üstündeki önemli verisidir.
ASAT Genel Müdür Yardımcısı Alanya için planlanan arıtma yatırımları konusunda bilgi vermek üzere ilçede bir toplantı yaptı. Kısa, orta ve uzun vadede planlanan arıtma işletmelerini anlattı ve satır arasında “Alanya’nın sadece bir bölgesinde 20 otelin sisteminin arıtmaya bağlı olmadığını” söyledi.
Alanya Belediyesi yöneticileri, tüm partilerin meclis üyeleri ve basına açık bu toplantı aslında bir şeffaflık göstergesiydi. Bu kadar şeffaflık fazla gelmiş olacak ki toplantıda sorulmayanlar daha sonra sokakta ya da basın bülteni yöntemiyle soruldu.
20 otelin arıtmaya bağlantısı yoksa atık su nereye gidiyor?
ASAT bunlara ceza yazdı mı?
Sorumun yanıtını ASAT’ın yazılı bülteninde şu cümlelerde buldum: “ASAT’ın temel görevi, kendi kanalizasyon şebekesine bağlı atıksuları toplamak, arıtmak ve mevzuata uygun şekilde deşarj etmektir. Kurumumuzun işlettiği tüm tesisler düzenli olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından denetlenmektedir.”
Bildiğim kadarıyla Turizm Bakanlığı da yıldız verirken atık suyun ne olacağına bakıyor. Peki arıtmaya bağlı olmayan bu 20 tesisten de bakanlığın haberi var mı? Bu otellerin arıtmasını kim denetliyor?
Yanıtı “Otellerin merkezi sisteme bağlı olup olmaması, ruhsatlandırma ve işletme denetimleri ASAT’a bağlı değil. Bakanlık ve İl Müdürlüğü’nün yetki alanında olduğundan burada doğrudan ASAT’ın bir sorumluluğu bulunmamaktadır” şeklinde oldu.
Peki bu 20 tesis hangileri, ne olacak? KVKK gereği firma isimlerini kullanmaktan kaçınan ASAT yetkilileri “Bu tesislerin kendi paket arıtma sistemleri vardır, denetim süreçleri Bakanlığın uhdesindedir” dedi.
Yani aslında o 20 tesis atık suyunu denize boca etmiyor, kendi arıtması ile temizliyormuş. Kentin asıl sorunu ise yağmur suyu kanallarına yapılan uygunsuz drenaj bağlantıları, kıyı işletmeleri, yat turizmine bağlı sintine atıkları, dereler aracılığıyla taşınan zirai atıklar ve deniz suyu sıcaklıklarının değişimine bağlı doğal mikro organizmalarmış.
Anlaşılıyor ki ortada çok boyutlu bir sorun var. Çözümü sadece ASAT olmadığı gibi, tüm paydaşlar ve bürokratların bir araya gelerek konuyu değerlendirmesi gerekiyor. Siyasiler için güzel bir malzeme gibi görünen atıksu sorununu çözmek için geçmişte yapılmayan planlamanın acısı bugün çıkıyor sanırım.
Yazının başında dikkat çektiğim gibi, şehir planlaması bilimsel veriler ışığında yapılıyor. Ancak sorun şehir planlamasında değil, planın uygulanmasında. Başta Şehircilik Bakanlığı olmak üzere tüm kamu birimleri ve yerel yönetimlerin imar çalışmasını bitirdikten sonra ilk ruhsatı verinceye kadar altyapıyı bitirmesi gerekiyor. Bakanlığın ise altyapısı bitmeyen yere ruhsat verilmemesini sağlaması gerekiyor.
Yani mesele samimiyetle ve çözümcü yollarla ele alınmadıktan sonra bilimsel planların anlamı kalmayacak. Alaycı ve küçümseyici muhalefet geliştirme anlayışı ile planlamaları gölgeleme çabası sanırım aynı gemideki hepimize zarar verecektir.