Günlük yaşantıda pek çok kişiden özellikle yemek sonrası karında şişkinlik hissi, gaz, hazımsızlık şikayetleri oldukça yaygınlaşmış bir durum. Şişkinlik artık yalnızca ileri yaş grubunun değil gençlerin de en sık yaşadığı sindirim problemlerinden biri haline geldi. Çoğu kişi çözümü belirli besinleri hayatından çıkarmakta arıyor. Gluten, süt ürünleri, baklagiller ya da ekmek ilk suçlananlar arasında yer alıyor. Ancak bugün çok daha farklı bir noktaya dikkat çekiyoruz: Sorun her zaman yediğiniz besinler değil, bağırsaklarınızdaki bakteriler olabilir.

İnsan bağırsaklarında yaklaşık 100 trilyon mikroorganizma bulunuyor. “Bağırsak mikrobiyotası” olarak adlandırılan bu sistem; sindirim, bağışıklık, vitamin üretimi, metabolizma ve hatta ruh hali günlük enerjiniz üzerinde oldukça etkili çalışan bir sistem. Sağlıklı bir bağırsak florası besinlerin doğru şekilde parçalanmasına yardımcı olurken, bozulmuş bir mikrobiyota sindirim sorunlarını beraberinde getirebiliyor.

Özellikle son yıllarda sıkça duyulan “disbiyozis” kavramı burada önem kazanıyor. Disbiyozis; yararlı ve zararlı bakterilerin dengesinin bozulması anlamına geliyor. Bu durumda bağırsakta aşırı fermantasyon meydana geliyor ve normalde sorun yaratmayan besinler bile yoğun gaz oluşumuna neden olabiliyor.

Örneğin bazı bireyler salata, elma, yoğurt veya kuru baklagil tükettiğinde saatlerce şişkinlik yaşayabiliyor. Oysa bu besinler genel olarak sağlıklı kabul edilir. Sorun çoğu zaman besinin kendisi değil, bağırsakta nasıl işlendiğidir. Çünkü bağırsak bakterileri bazı karbonhidratları fermente ederken hidrojen ve metan gibi gazlar açığa çıkarır. Eğer bağırsak florası dengeli değilse bu gaz üretimi normalin üzerine çıkabilir.

Bir diğer önemli konu ise ince bağırsakta normalden fazla bakteri bulunmasıyla gelişen SIBO’dur (Small Intestinal Bacterial Overgrowth). Bu durumda bakteriler besinleri olması gerekenden daha erken fermente eder ve kişi yemek yedikten kısa süre sonra şişkinlik, geğirme, gaz ve karın ağrısı yaşayabilir. Özellikle sürekli şişkinlik yaşayan bireylerde son dönemde SIBO ihtimali daha fazla araştırılıyor.

Bağırsak sağlığını etkileyen faktörler yalnızca beslenmeyle sınırlı değil.

• Sık antibiyotik kullanımı

• Yoğun stres

• Yetersiz uyku

• Hareketsiz yaşam

• Düşük lif tüketimi

• Aşırı işlenmiş gıda tüketimi

• Hızlı yemek yeme alışkanlığı mikrobiyotayı olumsuz etkileyebiliyor.

Stresin etkisi ise çoğu kişinin düşündüğünden daha büyük çünkü bağırsaklar bizim ikinci beynimiz olarak tanımlanır. Bağırsaklar ve beyin arasında çift yönlü çalışan güçlü bir iletişim ağı bulunuyor. Bu nedenle yoğun kaygı dönemlerinde bağırsak hareketleri değişebiliyor, gaz şikâyetleri artabiliyor.

Peki bağırsak dostu bir yaşam için neler yapılabilir? Öncelikle tek tip beslenmeden kaçınmak gerekiyor. Farklı renklerde sebze ve meyve tüketmek bağırsak bakterilerinin çeşitliliğini artırabiliyor. Lif açısından zengin besinler yararlı bakteriler için adeta bir besin kaynağı görevi görüyor. Kefir, yoğurt, turşu gibi fermente gıdalar da bağırsak florasını destekleyebiliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha var: Sürekli şişkinlik yaşayan kişiler rastgele eliminasyon diyetleri uygulamamalı. Bilinçsizce birçok besini diyetten çıkarmak hem sosyal yaşamı zorlaştırabiliyor hem de besin yetersizliklerine yol açabiliyor. Öncelikle altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki bağırsak sağlığı yalnızca sindirimi değil, genel yaşam kalitesini de etkiler. Bazen sorun tabağınızdaki besinlerde değil, bağırsaklarınızdaki görünmez dengede olabilir.