Zâhirî ve bâtınî açıdan Allah'a tam kulluğu ifade eden tasavvufi bir terim.
Düşünme yeteneği olan çağımız insanının, içinde bulunduğumuz buhrandan kurtulmanın çareler aradığı bir dönemdeyiz. Küresel anlamda sadece gidişatı takip etmekle yetinebildiğimiz olayların bizim bireysel arayışımıza doğrudan bir faydası yoktur. Değiştiremeyeceğimiz bir durum için kendi iç yolculuğumuzu sekteye uğratmanın bir anlamı da yoktur.
Kıyametin ne zaman kopacağını soran arkadaşına “Kişi öldüğü zaman kıyameti kopmuştur” diyen kutlu söz ne güzel bir pusuladır.
Batıni yani görünmeyen iç alem, insanın iç huzurunu bulması için şarttır. Zahiri yani görülen, aşikâr olan halimizi mamur edip, iç alemimizi ıskaladığımız zaman ubudiyyet olmuyor. Kulluğun sadece görülen ritüellerden ibaret olmadığını idrak ve şekille yetinmeyip kalp ve niyet yönüne de odaklanmamız şart.
“Kişinin niyeti yaptığı işin önüne geçmiştir” sözü kadim medeniyetimizin vazgeçilmez düsturlarındandır.
Kulluğun bir anlayış meselesi olduğu kuru ibadetlerden olmadığı gerçeği, maalesef uzun zamandır unutulmuş ve göz ardı edilmiştir. Bu noktada gösterişin, riyanın, reklamın ve PR çalışmalarının bir malzemesi olması ne acıdır...
Oysa kulluk tevhit inancıyla başlar, güce tapılmasını Allah’tan başka bir otoritenin yüceltilmesini hoş görmez. Bu tür davranışların da insana hakiki manada bir huzur vermediği de ehline malumdur. Bir inanca, bir gruba aidiyeti ile mutlu olmaya çalışan insanların batıni yönü eksiktir. Huzur, kulluğun bir ruhban sınıfını reddeden sadece Rabbi ile arasındaki ilişkiye bağlı bir durumla olur. Kimsenin kimseye şefaat edemeyeceği o günde, başkaları beğensin diye yapılan zahiri kulluk hareketleri bir fayda vermeyecektir. Hatta “Bu kulluğunu kime beğendirmek için yapmışsan git ondan karşılığını al” sözü ile muhatap olunacağını kadim medeniyetimiz bize bildiriyor.
Yunus’un “Bir ben vardır benden içeri” diye işaret ettiği nefis, her daim insanın iç alemindeki kulluğuna karşı mücadele eder. Ruhun galip gelmesi ile ancak yapılan kulluğun bir anlamı vardır aksi takdirde, “Niceleri vardır ki onların oruçlarının karşılığı sadece aç kalmalarıdır, niceleri vardır ki onların namazları yatıp kalkmalarıdır” ikazına muhataptır.
Manevi bir arınma ayı olan Ramazan’ın hakiki anlamda kulluk bilinciyle yaşanması ve ülkemize, tüm insanlığa hayırlar getirmesini dilerim.
Selam ve muhabbetle…