Geçen hafta kısaca bahsettiğim wellness kavramını bu hafta bölge için çok önemli olan wellness turizmi kapsamında biraz daha açmak istiyorum. Orijinal, güncel bilimsel gelişmelere göre uyarlanmış, yüksek kaliteyi ve farklılığı önemseyen, tatille beraber daha sağlıklı bir dönüşümü vaat eden bir wellness turizmi bölgede büyük bir devrimi başlatabilir. İlk kez 1961’de Dr. Halbert Dunn tarafından “High-Level Wellness” adlı kitapta ortaya konan bu kavram, bireyin yaşam kalitesini artırmak için bilinçli bir şekilde sağlık odaklı tercihler yapmasını ifade eder.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Wellness’ı, “Sadece biyolojik hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, psikolojik ve sosyal açıdan iyi olma hali” olarak tanımlamıştır. Herkes İçin Spor Federasyonu; Wellness’ın Türkçe karşılığını esenlik, daha iyi olma hali, olarak tanımlamaktadır. Wellness düzeyine ulaşmak için yaşamda yüksek kaliteye ulaşmak gerekir. Bu anlamda Wellness için; sağlıklı, doğal ve dengeli beslenmek, yaşına ve kapasitesine uygun egzersiz ve spor aktiviteleri yapmak, bu konularda temel teorik ve uygulamalı eğitim almak, uygulamalı eğitim ve temel bilgi sayesinde sağlıklı yaşam davranışlarını bir yaşam tarzına dönüştürmek gerekir. Beslenmede organik, doğal, ölçülü, sınırlandırılmış, dengeli, bireysel duruma göre özel şekillendirilmiş ve yüksek kaliteli bir tarz amaçlanmaktadır. Ayrıca bu sürece girmeden önce sağlıklı beslenme ve sağlık için hareketlilik kapsamında; beslenme ile ilgili bilgi düzeyinin ölçülmesi ve sağlık problemlerinin bilinmesi, egzersiz ve spor için sağlık durumunun ve fiziksel kapasitesinin ölçülerek bilinmesi gerekir. Yani en başında sportif yönden, sağlık durumu açısından ve kondisyon kapasitesi için uzman bir ekip tarafından çeşitli ölçüm ve taramalardan geçmelidir. Katılımcılar, daha sonra temel teorik bilgileri ikna edici ve akılda biçimde öğrenmeli, öğrendiği bilgileri sosyal bir ortam içerisinde, aynı çaba içerisinde olan bir ekiple birlikte, eğlenceli biçimde uygulamalı, bu uygulamalar süresince kalıcı hale getirip normal hayatına dönmelidirler.

Wellness, kişiye hem zihinsel hem de bedensel olarak dinç hissetme imkânı sunar. Bireyin yaşam kalitesini artırırken; olaylara farklı bakış açıları geliştirmesini, farkındalık kazanmasını ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmasını sağlar. Wellbeing kültürü; fiziksel, duygusal, zihinsel, spiritüel, sosyal, çevresel ve mesleki yönleriyle hayatın her alanında dengeyi destekler.

Sağlıklı bir beden için dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, yeterli uyumak ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak fiziksel wellness olarak tanımlanır. Kişinin kendi duygularını tanıyıp düzenleyebilmesi, değişime açık olması ve içsel dengeyi sağlayabilmesi duygusal wellness olarak tanımlanır. Güven, dürüstlük ve saygı gibi duyguların da sağlıklı şekilde yaşanmasına katkı sağlar. Bireyin öğrenmeye açık olması, kendini geliştirmesi ve potansiyelini tanıması entelektüel esenliği zihinsel wellness olarak tanımlanır. Hayata anlam katmak, içsel huzuru sağlamak ve yaşam amacını bulmak gibi arayışlara rehberlik spiritüel wellness olarak tanımlanır. Kişinin ruhsal yönüyle çevresi arasında denge kurmasına yardımcı olur. Aile ve toplumla sağlıklı ilişkiler kurmak, etkili iletişim becerileri geliştirmek ve toplumsal dengeyi sürdürmek sosyal wellness olarak tanımlanır. Güvenli, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak; doğayla uyum içinde olmak ve yaşanabilir koşullar oluşturmak çevresel iyilik hali çevresel wellness olarak tanımlanır. Bunların hepsinin bir arada sunulacağı ve kaliteli, doğal, sağlıklı bir tatil vaat eden wellness turizmi nitelikli turistin ilgisini çekebilecek yeni bir kavramdır.