Aslında birkaç yıl geriye dönerek bakarsak seyahat sektöründe yaşanan gelişmelerin ışığında 2025-2026 kış ve 2026 yaz ile ve 2026 yaz sezonu ile ilgili beklentilerimize cevap bulabiliriz.
Özellikle pandemi de duran seyahat hareketleri ve takip eden yılda seyahat açlıklarını gidermeye çalışan bir kitle gördük. Özellikle pandemi ve turizm bölgeleri etrafında yaşanan gelişmeler bizimde tahminimiz üzerinde bir talep almamıza sebep oldu.
Turizm bölgelerinde yaşanan sorunların nispeten durulmasının ardından pazarda rekabet arttı ve zaman zaman sertleşti. Bütün bunlara rağmen 2025 yılının kapanış rakamlarının bir önceki yıla oranla küçükte olsa bir artışı göstermesi bekleniyor.
Sektör bu rekabet ortamında ülke içinde yaşanan ekonomik gelişmeleri de beraberinde yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.
Maliyet-kur dengesini yakalayamayan piyasalar ( belki de bilinçli bir seçim bu ) karlılık oranlarında ciddi düzeltmelere gitmek zorunda kaldı. Bunun ana sebebi her ne kadar yapılan anlaşmalarda fiyat arttırımı öngörülse de yılsonu gerçekleşen rakamlar, yapılan kontratların düşünülenden fazla altında kaldı.
Seyahat piyasasında oluşan bu yeni durum 2026 yılında da devem edecek gibi görünüyor.
Her ne kadar rezervasyon akışı başlamış görünse de tüketici özellikle Ocak ayı sonuna kadar devam eden yüksek erken rezervasyon indirimlerinden yararlanmayı daha fazla istiyor. Bunun ana sebeplerinden biride Kaynak pazarlarında da yaşanan ekonomik gelişmeler. Artık tatilin yeme-içme gibi bir ihtiyaç olduğunu düşünen orta ve alt gelir grupları bunu en uygun alabileceği dönem konusunda daha hassas davranıyor.
Belki ülkemize halen gelmek istiyor ancak en uygun şartlarda bunu yapmak istiyor.
Be nedenle bugünlerde ve hatta Ocak sonuna kadar rezervasyonların hareketlenmesini son iki yıldır “Yalancı bahar “ diye adlandırsak yanlış yapmayız.
Burada dikkat edilmesi gereken oluşan satış trafiğinin aksamaması için kontrat kondisyonların korunması. Aksi taktirde 2025 Şubat-Mart ayında yaşadıklarımızın tekrarı mümkün görünüyor.
Her zaman tekrarladığımız gibi temkinli iyimserliğimizi korumamız gerekiyor ve atılacak adımların çok sert geri tepebileceğini unutmamız gerekiyor.
Özellikle sektör tekrar yönünü Avrupa ve İngiltere’ye çevirmişken.
2026 yılında ülke içindeki ekonomik gelişmelerde çok büyük bir değişme beklenmezken seyahat sektöründe rakiplerimizin sayısının ve çeşitliliğinin arttığını göz ardı etmeden gelişmeleri okumamız 2026 yılı için önemli görünüyor.
Evet yıllar içinde turizm sektörü direncini tüm krizleri yaşayarak arttırmayı başardı ancak şimdi bizi daha sert bir rekabet ortamının beklediğini unutmayalım.