Yüzyılımızın önemli kavramlarından biri sürdürülebilirlik.

Bir şey yenilenmiyor, gelişmiyor, zamana ayak uyduran çözümlerle değişmiyor ve bütüncül büyümüyorsa sürdürülebilir olmuyor.

Bugün sürdürülebilirliğin sağlık alanında nasıl olduğuna bakmak, daha açık bir deyimle Alanya’da sağlık sisteminin sürdürülemez olduğuna dikkat çekmek isterim.

Şöyle ki; Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi acil sevisine yazın günlük en az 2 bin kişi, diğer zamanlarda ise ortalama binbeşyüz – 2 bin kişi giriyor.

Acil servis 800 metrekare. Yoğun bakımda 77 yatak var. Servisler 400 yataklı.

Günlük acil servise giren hastalardan bir tanesinin yoğun bakıma alınması gerekirse, bir kaç gün önce gelen hastalardan bir tanesinin gitmiş olması gerekiyor.

Diyelim ki hastalardan bir tanesi servise indirildi, o zaman da serviste bulunan bir hastanın taburcu olması gerekir. Hastanın sağlık sorununa göre iyileşme hızı değişkenlik göstereceğine göre, günde 2 bin kişinin girdiği acilden kaç kişiyi servise, yoğun bakıma ya da ameliyathaneye hızlıca alabilirsiniz? Bu karmaşa içinde acilden değil de polikliniklerden giren ve yatış gereken hastalara nasıl yatak bulacaksınız?

Kısaca anlatmaya çalıştığımdan hareketle şunu söyleyebilirim ki; sistem işlemiyor.

Meseleye bütüncül ve geçmişten beri sürdürülebilir bakmayan sistem nedeniyle bugün ALKÜ’nün yoğun bakımında yatak olmadığını konuşuyoruz. Neredeyse bir hastanın ölmesi bekleniyor, bir başka hastaya yer bulmak için.

Hasta çok, talep fazla, doğal olarak mecvut yetmiyor. Burada yükü yönetim kadroları ve çalışanlar çekiyor, ama en çok sitemi yine onlar alıyor. Çünkü hasta ve yakınları ile ilk teması onlar kuruyor.

Gazipaşa, Manavgat, Anamur’un hastaları bizde. Sezonda turistler, diğer zamanda zaten kent nüfusuna yetmeyen hastanede sürdürülebilirlik kaybedilmek üzere.

Önce insan kaynağı, sonra da fiziki mekan hızla yoruluyor. Yeni bir sistem kurmalı ancak bu mevcut kadroyu Gazipa’ya götürerek değil, hastayı orada tutacak sistemi kurarak mümkün olabilir düşüncesindeyim.

Gazipaşa Devlet Hastanesi ile Payallar Devlet Hastanesi’nin, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesine tek yönetim altında entegre edilmesi fikri gündemde. İlk bakışta idari bir kolaylık gibi görünen bu yaklaşım tam anlamıyla çözümcü değil. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi hâlâ gerçek anlamda bir üçüncü basamak hastane kapasitesine ulaşmamışken, diğer hastanelerin yükünü buraya taşıtmak yerine merkezdeki hastane kapasitesi artırılmalı. Ek bina ve kadro ile Alanya rahatlatılmalı ancak Gazipaşa da yerinde çözülmeli.

Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde ayakta sağlık hizmeti güçlendirilerek ara çözüm oluşturulabilir. Diyaliz, fizik tedavi, günübirlik cerrahi işlemler, güçlü poliklinik hizmetleri ve nitelikli görüntüleme imkânları (ultrason, tomografi ve MR gibi) ile Gazipaşa’nın hastası orada tutulmalı. Zira Gazipaşa’daki temel sorun yatak eksikliği değil, farklı alanlarda uzman hekim ve sistem eksikliğidir. Bu eksikliğin en hızlı şekilde giderilmesi merkeze hasta transferinin önüne geçiceği gibi Gazipaşa’daki yataklı servisleri de zamanla etkin hale getirecektir. Gazipaşa kadar önemli bir başka adım ise Payallar Devlet Hastanesi’nin bir an önce sisteme dahil edilmesidir.

Eksikliği görüp yeni bir hastane yapılması için harekete geçen Sağlık Bakanlığımızın bu hastaneyi hizmete açma konusunda daha hızlı davranması gerekiyor.

Kısaca sorunlara yerel ve sürdürülebilir çözümler bulmak gerekiyor. Aksi halde taşıma su ile değirmen dönmez.

Alanya özelinden başlayarak merkezi konumda, kadrosu ve fiziki şartları ile bölge hastanesi gibi çalışan sağlık kuruluşları ve burada çalışan kadroların üstlendiği yük çok fazla. Bu vesileyle tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramını tebrik ederim.