Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Konuşmanın arasında ona oldukça sıradan bir soru sordum.
Verdiği cevabı dinlerken dikkatimi çeken şey ne anlattığı değil, nasıl anlattığı oldu.
Sorunun cevabı aslında birkaç cümlede verilebilirdi. Fakat o, neden öyle yaptığını, o kararı hangi şartlarda verdiğini, başka türlü davranmasının neden mümkün olmadığını anlatmaya devam ediyordu.
Bir süre sonra konuşmanın içeriğinden uzaklaşıp anlatma biçimine dikkatimi verdim.
Sanki bana cevap vermiyor gibiydi anlatırken...
Görünmeyen bir mahkemede kendini savunuyordu...
O an aklıma şu soru geldi: Acaba bunu sadece o mu yapıyordu?Yoksa hepimiz zaman zaman görünmeyen mahkemelerde yaşamaya devam ediyor muyuz?
Bir daveti geri çevirdiğimizde...
Bir sınır koyduğumuzda...
Bir isteğimizi dile getirdiğimizde...
Ya da yalnızca kendi tercihimize göre hareket ettiğimizde...
Henüz kimse bizi suçlamamışken açıklamaya başlamıyor muyuz?
Bunu düşünürken fark ettiğim şey arkadaşım değil, kendim oldu.
Çünkü dürüst olmak gerekirse ben de zaman zaman bunu yaptığımı hatırladım.
Belki siz de hatırlarsınız.
Bazen bir karar veririz ve onu paylaşmakla yetinmeyiz.
Nedenlerini anlatırız.
Sonra o nedenlerin neden doğru olduğunu...
Sonra neden başka türlü davranamayacağımızı...
Karşımızdaki kişi yalnızca kısa bir soru sormuştur.
Ama biz sanki çok daha eski bir soruya cevap veriyormuşuzdur.
Belki de bu yüzden bazı açıklamalar uzayıp gider.
Çünkü cevap verilen şey yalnızca o an değildir.
Bazen bir cümlenin içinde yıllar önceki bir eleştiri vardır.
Bazen bir yanlış anlaşılma.
Bazen de kendimizi anlatamadığımız eski bir an.
Fark etmeden bugünün insanlarına değil, o günlerden kalan seslere cevap vermeye başlarız.
Aslında olgunlaşmak biraz burada başlıyor olabilir.
Kendini anlatabilmek.
Ama her seferinde kendini savunmak zorunda hissetmemek.
Çünkü bazı mahkemeler çoktan dağılmıştır.
Fakat insan, yıllar önce duyduğu suçlamalara cevap vermeyi sürdürüyordur.
Belki de yorulduğumuz şey yaşadıklarımız değildir.
Çoktan bitmiş bir davanın savunmasını hâlâ yapıyor olmamızdır.