İletişim çağında yaşıyoruz. Herhangi bir yerde yaşanan olayları anında öğrenme, tepki verme ve değerlendirme şansımız var.. Durum böyle olunca her ne kadar şu anki ana gündemimiz korona olsa da ülkemizin gündemi özellikle kaynak pazarlarımız olan ülkeler tarafından da dikkatle takip ediliyor.
Artık seyahat hareketlerinin yalnızca yer değiştirmekten ibaret olmadığı ve insanların tatil alternatiflerini değerlendirirken gidecekleri yer konusunda da bir takım hassasiyetleri olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Bu bazen doğa oluyor , bazen insan hakları, bazen de ülke içindeki siyasi atmosfer…
Ülke içinde yaşanan iniş çıkışların ekonomik, sosyal ve siyasal alanlara etkisinin yanında seyahat hareketlerine de yansıması doğal bir sonuçtur.
Son zamanlarda gündemimizde yer alan “Boğaziçi Üniversitesi” ve “İstanbul sözleşmesi” gibi toplumu direk ilgilendiren konularda özellikle mercek altındadır… Her ne kadar alınan kararlar ülkemizin bir sorunu olarak düşünülse de genel siyasi bir düşünceyi yansıtması açısından seyahat hareketlerini etkilemesi kaçınılmazdır.
Ülkelerde yaşanılan sosyal ve siyasal olayların olumlu veya olumsuz anlamda en çok etkilediği alanlardan biri seyahat hareketleridir. 2002 -2010 tarihleri arasında yaşanan ve sektörün en hızlı büyüdüğü bir dönemi yaratan şartlar ülkemiz içinde esen olumlu siyaset rüzgarlarının ve yapılanlarının sonucuydu..
İç siyasette yaşananların dışarıda oluşturduğu algı bile özellikle kaynak pazarımız olan Avrupa’dan oluşacak hareketlere yansımaktadır. Özellikle son yirmi yıl, ülke içinde yaşanan süreçlerin ülkemizi ziyaret eden misafir profili çeşitliliği ile ilgili olduğunu göstermektedir.
Şu anda sektörün ana gündemi koronadır ve global bir sorundur. Ancak sonrasında yaşadığımız sürecin yarattığı olumsuz algının giderilmesi bundan sonra yapılacaklarla ilgilidir. Ülkemizde yaşayan tüm kesimleri kucaklayan siyaset anlayışı ve farklılıkların zenginlik olduğunu tekrar hatırladığımız süreç sosyal, ekonomik açıdan karşılık bulacağı gibi seyahat endüstrisine de olumlu yansıyacaktır.
Artık insanlar tatil için gittikleri bölgeyi yada ülkeyi daha yakından mercek altına alarak kararlarını vermektedir.
Her sabah kalktığımızda farklı senaryolarla uyanmak sürdürülebilir turizmin önündeki engellerden biridir. Evet bir yılı aşkın bir süredir sektörün ana gündemi koronadır ve bir süre daha seyahat hareketlerinin belirleyicisi olmaya devam edecektir. Bu gelişmeler onun gölgesi altında sektörün gündeminde az yer bulmakla beraber hafızalardaki yerini almakta ve ileride karşımıza çıkması muhtemeldir.