İslâm'ı, yirmi birinci yüzyılın mantığı ile tartmayın, İslâm'ı Resûlullah'ın anlattığı şekilde tanımaya çalışın! Bugünün yamuk Müslümanları, İslâm'dan kaçmak için hadisi reddediyorlar. Çünkü hadis, İslâm'ı tarif ediyor. Hadisten kaçınıyorlar; "Kur'an bana yeter!" diyorlar.
Kur'an yeter ama sen Kur'an'a da uymuyorsun! Çünkü Allah Kur'ân-ı Kerîm'de; "Resûlullah'a uyun!" diyor.
Kur'an'a da uymuyor aslında ama kendisini ve halkı öyle aldatıyor.
Yamuk Müslüman diyor ki;
"Efendim, şimdi bu bankaların verdiği faiz helâldir, yenilip yutulabilir."
"Niye?" diyorsun.
"Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de yasak olan, kat kat faizdir. Bu kat kat faiz değil, tek kat faizdir; bunu ye." diyor.
Bazısı da diyor ki;
"Sen yemezsen bana getir, ben yiyeyim!"
Bazıları da;
"Sen rüşveti ye, günahı bana ait!" diyor.
Demiyor mu? Duymadınız mı?
Hâlbuki Kur'ân-ı Kerîm'i okusalar Allah şöyle buyuruyor:
"Bazıları der ki; 'Siz bizim yolumuza tâbî olun, sizin hatalarınızı, günahlarınızı biz yüklenelim!' Sizin hatalarınızı, günahlarınızı biz yükleniriz. Onlar onların hatalarını yüklenemezler ama kendi günahlarının üzerine yüklenmeye niyet ettikleri günahlar kadar da günah onlara verilir, berikiler de yine sorumlu kalır."
Şimdi bozuk bir İslam anlayışı var, bozulmuş bir İslam var. Resûlullah'ın Asr-ı Saadeti'nin Müslümanlığı lazım. Sahabe-i kiramın imanı lazım, ahlâkı lazım. Onun için onları okumamız lazım.
Eğer biz temsil iddiasında isek, işin edebiyatını yapmıyorsak; bu asır bizden sorulacak; Allah bu asrı, sizlerden ve bizlerden soracak.
Kendimize mahsus İslâm; "Yusuf'a ait İslâm, Mehmet’e ait İslâm, Ali'ye ait İslâm, Esat’a ait İslâm, Uğur'a ait İslâm!"
Öyle şey yok! Sübjektif değil de gerçek İslâm, objektif İslâm neyse o İslâm'ı öğrenmemiz lazım. Onu öğrenmek istemiyoruz maalesef.
Dedem sevilen bir zât. Vefat ederken demiş ki;
"Evlatlarım, her şey boştur..."
Seksen üç yıl yaşamış bir insanın, hayatının sonunda söylediği söz:
"Her şey boş, evladım! Bakanlık boş, başkanlık boş, zenginlik boş!"
"Hava, fasa fiso, kıymetsiz" demek istiyor.
Hatta "Karşısındakiler darılmasın." diye söylemiş:
"Şeyhlik boş, müritlik boş. Bütün iş, Allah'ın sevgili kulu olabilmek!"
Allah'ın sevgili kulu olabiliyor musun? Burada böbürlenme, hindi gibi kabarma; er yarın Hak divanında belli olur.
Hak divanına vardığın zaman, bakalım durumun ne olacak? O zaman belli olur.
İş, Allah'ın rızasını kazanmak, kıymetli okurlarım!
"Yâ Rabbi! Amacım sensin, maksudum sensin; ben senin rızanı kazanmayı düşünüyorum, onu istiyorum."
Bu çok mühim bir söz, üstelik bizim sözümüz de değil. Senin, benim veya hocalarımızın sözü de değildir. Bir hadîs-i kudsîden alınmış, şahıs zamirleri değiştirilmiş bir cümledir.
Allahu hadîs-i kudsîde buyuruyor ki;
"Ben sizin maksudunuzum, benim rızam sizin matlûbunuz." diyor.
Maksadımız Allah'ın rızasını kazanmak, gayemiz Allah'ın sevgisine ermek, Allah'ın sevdiği bir kul olmaktır. Esas olan budur; bunu kazanmaya çalışacağız.
Bunu kazanmanın yolu da Kur'ân-ı Kerîm'i bilmekten, Resûlullah'ı tanımaktan geçiyor. Kur'ân-ı Kerîm'i okuyacağız, Peygamber Efendimiz'in hayatını ve hadislerini okuyacağız; o ruhu yakalamaya çalışacağız.
“O ilahiyatta yakalanamayan, imam-hatipte yakalanamayan, hafızlıkta yakalanamayan ruhu yakalayan bir mühendis, ilahiyat profesöründen daha iyi din adamı olur. Yakalamayan bir ilahiyat profesörü, din dışı bir tahsil görmüş ama falanca adamın ayağının tırnağı kadar olamıyor.”
Unvanların kıymeti yok; o ruhu yakalamak esastır...
“İnsanların en hayırlısı başka insanlara en fazla faydası dokunandır.”
Sadece bu kutlu söz bile, bizi harekete geçirmeye yetmez mi?
Bir ihtiyaç sahibinin evinde bir tabak çorbaya vesile olmak, bin yıllık nafile ibadetten kıymetli iken...
Rahmetli dedem “İyi Müslüman olmak epey bir zekâ ister evladım” derdi. “Bilmeyen iyi kulluk yapıyorum diye yıllarca uğraşır da esas iyiliği bilen insan kazanır” derdi. “O yüzden ilim her şeyden önce gelir. Oku kutsal kitabımızın ilk emridir. Cehalet ile baş etmek için sürekli kendini yetiştir oku ilmini arttır” derdi.
Algı dünyasında, kulaktan dolma bilgiler ve yönlendirmeler yerine aslını okuyup öğrenmek, bizi her türlü sömürüden de kurtaracak olan yoldur...
Muhabbetle...