Kadim medeniyetimizin iki temel kaynağı vardır. Kutsal kitabımız Kuran ve Sevgili Peygamberimizin sözleri. Bu ikisinin bütüncül olarak hazmedilmesi ile oluşabilecek kültür; sevgi üzerine inşa edilmiş eşsiz bir nimettir. İyiliğin, güzelliğin öncelendiği kişisel ve toplumsal huzurun hedef alındığı bu hayat nizamında; kötülüğün yolları başından kapatılmıştır. Zira duygu olarak başlayan kötülüğün sonuçları hüsrandır. Tasavvuf eğitimlerinin de en fazla üzerinde durduğu kötü duygulardan olan kin ve nefret…
Medeniyetimiz bu kötü duygulardan arınmayı hatta bu duygulara sahip olanlara bile merhamet ile bakıp kişiye değil, kötü duygunun kendisine tavır almayı öğütler.
“Ey iman edenler! Allah için adaleti (hakkı) ayakta tutan (hâkimler), adalet timsâli şahitler olun. Bir kavme duyduğunuz kin sizi adaletten sapmaya sevk etmesin. Âdil davranın, takvâya daha yakın olan da budur. Allah’a karşı samimi olun. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Sevgi temelli öğütlerde; insanların arasının bozulacağı, aralarındaki muhabbetin gideceği işlerden sakınılması tavsiye edilir. Asıl olan kardeşliğin tesis edilmesidir. Ahlakı ile tüm insanlığa örnek olan Sevgili Peygamberimiz ne güzel söylüyor:
"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun.”
Benzer birçok kutlu söz vardır. Akrabaya, arkadaşa muhabbeti insanın rızkının artmasına hatta ömrünün bereketlenmesine sebep gören kültürümüz ne kadar da güzeldir.
"Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Birbirinize sırt dönmeyin! Birbirinize kin tutmayın! Haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!”
Elbette insani olan bu duyguların hak için olması, mazlumun yanında, zalimin karşısında kullanılması doğaldır. Ancak nefs ile mücadeleden bihaber olanların bu ayrımı yapması beklenemez. Nefsinin esiri olan birinin kin ve nefret duyguları ile davranışının sonu daima acınası durumlardır. Sadece kendisine değil etrafına da zarar veren bu halden ancak nefis terbiyesi ile kurtulmak mümkündür. Bu ise Yunus Emre gibi, Mevlâna gibi, Hacı Bektaş Veli gibi yolumuzu aydınlatan manevi büyüklerin tavsiyeleriyle mümkündür.
“Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu âlem birdir bize”
Muhabbetle…