‘Seçilmiş kişi’ demektir.
Kelime anlamından mıdır? bilinmez, son dönemlerde bazı muhtarlar tek başına iktidar edasında.
Mesela şöyle açıklamalar yapıyorlar ‘Köye yol yaptırdım’, ‘Köye zeytinlik kurdurdum’ ‘Mahallenin içme suyunu çözdüm’…
Oysa bunların hiç birini onlar yapmıyor.
Devlet yatırımında olanları devlet, yerel yönetim programında olanları yerel yönetim yapıyor.
İşin planlamasını yatırımcı kurum sağlıyor. Takibini ise müdürler, memurlar, çavuşlar ve siyasi sorumlular yapıyor.
Muhtara kalan rol ise, talebi dile getirmek oluyor. Ki, bu rol de zayıfladı. Artık partilerin mahalle temsilciler var.
Muhtarların aracılık görevi elbette önemli…
Ancak abartıp ‘Ben yaptırdım’ diyince insanın aklına ‘Muhtarlık bütçesi ya da muhtarın kendi bütçesi’ geliyor.
Örneklemem gerekirse, Alanya’nın Uğrak ve İmamlı Mahalleri arasında bir yol hikayesi yaşanıyor.
İmamlı’nın mahalleye giden yolun genişletilmesi talebi üzerine; belediye çalışma başlatıyor. Uğrak Muhtarlığı karşı çıkınca, Orman Müdürlüğü tarafından çalışma durduruluyor. Bu arada Uğrak sınırlarında kalan, İmamlı’ya gidişi gösteren, Alanya Belediyesi’nin koyduğu yön tabelaları da Uğrak tarafından sökülüyor. Sonra ‘Kamu kurumunun hizmet etmesini engelleme’ suçu ortaya çıkınca geri adım atılıyor.
Siyasiler de devreye girince yol inşaatı yeniden başlıyor. Kazanan taraf, ‘ihtiyaç bir yatırım’ olması nedeniyle İmamlı oluyor.
70 metre kadar yolun genişletilmesi çalışmasında bu kez farklı bir tartışma ortaya çıkıyor.
Yol açılsın diye, ormana ait arsadan alınan hafriyat nereye gidiyor? İnisiyatif kimde? Kim kullanıyor?
Takip başlıyor. Toprağın belediye kepçesi ile kazılıp, özel bir şahsın kamyonuna yüklenerek, yine özel bir şahsın arazisine döküldüğü anlaşılıyor.
Kamunun toprağı, bir kişiye çıkar sağlarken, buna kim izin veriyor? Göz yumuyor?
Belediyenin haberi yok. Orman Müdürlüğü’nün haberi yok.
İddia o ki, yol açılmasın diye ortalığı ayağa kaldıran Uğrak Muhtarı, çalışma başladıktan sonra toprağı kendisine yakın bir şahsa veriyor.
Yoruldunuz değil mi?
Araştırırken ben yoruldum. Dinlediğim her yeni muhtar hikayesi beni daha da şaşırttı.
Yani bana çok yazı konusu çıktı!
Ama işin başında söylemek lazım.
Muhtarlık mekanizmasının nasıl işlediğini denetleyecek bir kurum lazım.
Öyle ki, birbirine ‘Sana iş yaptırmam’ diyen muhtarlar varmış.
Bir mahalleye yapılacak devlet yatırımını, bir başka muhtar nasıl engelleyebilir ki?
Bu gücü nereden alır?
Diyeceğim o ki, mekanizmanın denetlenmesi şart…