Bir şehrin gizli hidrolik kalbi ve can damarları yağmur suyu kanallarıdır. Koroner kalp damar hastalığı olan bir hastanın hayati meselesi kan dolaşımını sağlamaktır, tali tedaviler zaman kaybıdır, can kaybıdır.
Şehir merkezlerinde suyun toprağa ulaşacağı yeşil alanlar, ranta kurban edilmiş ve betonlaşmış ise her yağış sonrası sel olması bir doğal olaydır. Elbette şehirleşmenin gereği yollar asfalt ve kilit taşları ile döşenip kapanmadan önce yağmursuyu kanalları mühendislik kurallarına göre yapılmış ise durum farklıdır. Zira bilimin geldiği noktada her zor şart altında mühendislik çözüm üretir. Doğa olaylarının afete dönüşmemesi, tam bu noktada mühendisliğin çalışma alanına girer.
Şehrin koşuşturması arasında fark etmediğimiz, ayaklarımızın altında, asfaltın gizlediği bu yağmursuyu şebekesi, sadece bir kentin görünmez kahramanı değil; ardında devasa bir hidrolik ve hidrolojik mühendislik barındıran kritik bir yapıdır. Yağmur suyu kanallarının kanalizasyondan farklı bir matematiği vardır.
Bir şehrin yağmur suyu hattını tasarlamak, gelecekteki doğa olaylarını bugünden tahmin etme sanatıdır. Mühendisler bu kanalları projelendirirken, bölgenin geçmişe dönük 100 yıllık, hatta 500 yıllık yağış verilerini (tekerrür sürelerini) inceleyerek "Rasyonel Metot" gibi matematiksel formüllerle debi hesabı yaparlar. Şehirleşmeyle birlikte toprağın geçirimsiz hale gelmesi, yüzey akış katsayısını artırır. Bu durum, yer altındaki boruların çaplarının, eğimlerinin ve akış hızlarının milimetrik olarak hesaplanmasını zorunlu kılar. Kendi kendine cazibe ile akış hızından, aşınmayı önleyen maksimum hız sınırına kadar her detay, akışkanlar mekaniğinin katı kurallarıyla şekillenir.
Çağımızda mühendislik, suyu sadece borularla en hızlı şekilde uzaklaştırma fikrini çoktan geride bırakmıştır. İklim etkisiyle değişen yağış rejimleri karşısında, geleneksel şebekeler de bazen yetersiz kalabilir. Bu yüzden artık sürdürülebilir kentsel drenaj sistemleri ve geciktirme/depolama havzaları devreye giriyor. Sünger şehirler tasarlanıyor. Ani debi yükselmelerini sönümleyen bu mühendislik tasarımları, hidrolik yükü zamana yayarak şehirleri sellerden koruyor.
Sokakta gördüğümüz basit bir mazgal (yağmur suyu ızgarası), aslında yer altındaki devasa bir mühendislik ekosisteminin dışarıya açılan kapısıdır. Yağmur suyu kanalının işletmesi bu ızgaralardan başlar. Şehirlerimizin sürdürülebilirliği, beton blokların yüksekliğinde, makyajında, reklamında değil; yerin altında inşa ettiğimiz bu hidrolik hesapların doğruluğunda ve sağlıklı işletmesinde gizlidir.
Muhabbetle…