Fani dünyada geriye kalan, yaptığımız iyilikler ve kötülüklerdir. Çoğunlukla neyin iyi neyin kötü olduğu konusunda bir tartışma yoktur. İnsan vicdanını oluşturan motivasyon; ister vahiy dini isterse kültürel, geleneksel kaideler olsun toplamda çok az konu üzerinde kavram kargaşası vardır. Her insanın bir alem olduğu felsefesi ile baktığımızda; yok denecek kadar az bir tartışmalı eylem hariç, iyilik de bellidir kötülük de.

Tarifi yapılan iyiliğin iyilik olabilmesi için öncelikle uygulanması gerekir. Zihinlere hapsolunmuş bir düşüncenin iyilik olması için hayata geçirilmesi ve katkı üretmesi elzemdir. İyiliğin ilk adımı fayda üretmesi ve uygulanmasıdır…

Uygulanma şekli ikinci adımdır. İhtiyaç sahibi bir insanın işini görmek elbette faydalıdır ancak karşıdaki insanı küçük düşüren mahcup eden, üstenci bir tavır ile büyüklük taslayan bir eylem iyilik olmaktan çıkabilir. Bir insanın gönlünü kırdıktan sonra, ona kendisini kötü hissettirdikten sonra uzatılan elin bir anlamı yoktur. İyilikten murat gönül kazanmaktır…

Üçüncü adım ise iyiliğin sırf Allah rızası için yapılmasıdır. Bir karşılık beklemeden, gösterişe kaçmadan, sosyal bir statü amacı gütmeden, beğenilme arzusu olmadan yapılmasıdır. Bu çok da kolay bir adım değildir. Nefsinin varlığından habersiz olan, tasavvufi bir neşesi olmayan insanların kolay sezebileceği bir durum değildir. Zira insan kendisini kandırabilir. İç muhasebesini sürekli yapmadan, nefis terbiyesini tamamlamış erenlerin yollarını öğrenmeden, vakıf olunacak bir hal değildir. Zaman algı çağı ve insanlar gördüğüne, kendisine gösterilene inanmakta ve bu normalleşmektedir. Başkasının ne dediğini önemsemeden yaptığı iyiliğin karşılığını sadece Allah’tan umanlara ne mutlu…
Dördüncü adım kadim medeniyetimizce uygulanan şekli ile kutlu Peygamberin hayatına uygunluğu ölçüsüdür. Zira vahiy ile gelen dinlerin son hali ve evrensel olanı, çağlar ötesine verilen mesaj ancak insanlığın bugünkü buhranına çare olabilir. Bireyin ve toplumun huzurunu sağlamak için numune insanın örnekliğinin; yüksek ahlakın, insan mantığı ve aklı ile bir çırpıda anlaşılamayacak şifreleri de vardır. Mesela, kibir elbette şeytanın huzurdan kovulmasına sebep bir kötü haslettir. Ancak rahmet Peygamberi “Zalime kibir iyiliktir” der. Bu öyle bir istisnadır ki sadece bu tavsiye ile zulmün yayılması engellenebilir. İyilik yayılır, kötülük kadük kalır.
Muhabbetle…